YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13993
KARAR NO : 2013/3839
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/10/1993-05/05/2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 01.10.1993 tarihinden 05.05.2003 tarihine kadar davalı işverenlere ait … plakalı dolmuşta geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; davacının, davalılara ait … plakalı minibüste şoför olarak 01.01.1996 – 31.08.1996 ve 28.11.1999 – 15.05.2002 tarihleri arasında … yanında, 16.05.2002 – 05.05.2003 tarihleri arasında diğer davalı … yanında çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi, bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalışmalarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse bu çalışmaların Kurumca dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda; davacının 1.1.1996 – 31.8.1996 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, davalı işyerinin 506 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, davalı adına işe giriş bildirgesi verilmediği gibi, çalışmanın da bildirilmediği, davalılardan …’in 6.9.1993 – 15.5.2002 tarihleri arasında ve 27.2.2002 tarihinden itibaren, diğer davalı …’in de 29.3.1996 – 27.2.2002 tarihleri arasında ve 15.5.2002 tarihinden itibaren vergi mükellefi olduğu, davacı adına 28.11.1999, 2.12.1999, 29.1.2000, 26.2.2001, 25.3.2001, 29.6.2001, 1.10.2001, 3.11.2001, 7.1.2002, 22.1.2002, 4.6.2002, 14.6.2002, 27.8.2002, 12.12.2002 tarihlerinde ceza tutanağı düzenlendiği, … plakalı aracın … adına tescilli iken 15.5.2002 tarihinde …’e devredildiği, anlaşılmaktadır.
Buna göre; davacının 28.11.1999 – 15.05.2002 tarihleri arasında … yanında ve 16.05.2002 – 05.05.2003 tarihleri arasında diğer davalı … yanında hizmet akdine dayalı çalıştığının tespitine şeklindeki Mahkeme kararı yerindedir.
Ancak, davalı işveren tarafından davacı adına işe giriş bildirgesinin ve dönem bordrosunun verilmemesi ve davalı işveren tarafından Kuruma bildirilen herhangi bir çalışmanın bulunmaması karşısında mahkemece tespitine karar verilen 1.1.1996 – 31.8.1996 tarihleri arasındaki hizmet tespiti yönünden, izleyen yılbaşı olan 01.01.1997 tarihinden itibaren hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağı ve 31.12.2001 tarihinde tamamlanacağı anlaşılmaktadır.
O halde 1.1.1996- 31.8.1996 dönemine ilişkin hizmet tespiti yönünden, hak düşürücü süre geçtiğinden reddi gerekirken, kabulüne şeklinde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.