YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15180
KARAR NO : 2012/15827
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen yaşlılık aylığının tekrar bağlanmasına, borç olmadığının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacıya 01.10.2008 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması ve Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, sosyal güvenlik hukukuna ilişkin düzenlemelerin yürürlüğe girdiği andan itibaren görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği, bu nedenle gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı Kuruma verdiği 22.08.2003 tarihli …’a giriş bildirgesi esas alınarak 04.10.2000 tarihi itibariyle kayıt ve tescilinin yapıldığı, yine davacının yurdışında geçen çalışma sürelerinin 1770 gününü borçlandığı ve 01.10.2008 tarihi itibariyle de yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının Sosyal Güvenlik Destek Primine tabi olarak çalışamayacağının anlaşılması üzerine yaşlılık aylığının iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 16.06.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5997 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin geçmişe yönelik uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Yasa’nın 08.05.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ve yayınlandığı tarihte yürürlüğe giren 5754 sayılı Yasa’nın 79.maddesi ile değişik 6/B maddesinde; “Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabii çalışanlar, ikamete dayalı bir Sosyal Sigorta ya da Sosyal Yardım ödeneği olanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Sosyal Güvenlik Destek Primi hakkındaki hükümleri, bu kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır.” şeklinde yasal düzenleme mevcut iken, 19.06.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi değiştirilmiş ve “Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabii çalışanlar, ikamete dayalı bir Sosyal Sigorta ya da Sosyal Yardım Ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın Sosyal Güvenlik Destek primine tabii olarak çalışmasına ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Görüldüğü gibi, 19.06.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa ile, yurtdışı hizmetlerini borçlanarak yaşlılık aylığı bağlananlara Türkiye’de destek primi ile çalışabilme imkanı sağlanmıştır. Ne var ki, anılan bu yasa hükmünün geçmişe de yürütüleceğine ilişkin bir geçiş hükmü getirilmemiştir. Böyle olunca, 08.05.2008 tarihinden 19.06.2010 tarihine kadar Türkiye’de sigortalı çalışanların aylıklarının kesilmesi zorunludur. Yasada açık düzenleme bulunan hallerde yorum kurallarına gidilmesi ve geçmişe yönelik uygulanması mümkün değildir.
Somut olayda, davacının 19.06.2010 tarihinden önce 5510 sayılı Yasa’ya göre sigortalı çalışması bulunduğu sabit olduğuna göre, bu tarih itibariyle bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesinde ve prim bedeli tahsil edilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.