Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/2052 E. 2012/19765 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2052
KARAR NO : 2012/19765
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı borçlunun itirazının iptali ile icranın devamına ve davalı borçlunun %40’tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum olmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı Kurum, davalının üvey annesi … için yapılan sağlık yardımları nedeniyle 9.979 TL borç nedeniyle genel haciz yolu ile takip yapıldığını, ödeme emrine karşı davalı itiraz ettiği için icra takibinin durduğunu, borçlunun itirazının iptali ile icranın devamına ve davalı borçlunun %40 dan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının üvey annesi için yapılan sağlık yardımlarının Kurum tarafından 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesine göre yersiz ödeme nedeniyle geri alınıp alınamayacağı noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Yasa’nın 96/1.maddesine göre ” Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”
Ayrıca, 1479 sayılı Kanunu ek 11. maddesinde “ Bu Kanunun 24. maddesine göre sigortalı olanlardan; sigortalılığı devam edenler ile eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları ile ana ve babaları sağlık sigortası yardımlarından yararlanırlar.” hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalının ilk olarak 10/12/1998 tarihinde … Sağlık Sigortası Yardımından Faydalanabilmek İçin Muhtaçlık Belgesi ile üvey annesi …’nın sağlık sigortasından yararlanabilmesi için başvuru yaptığı, daha sonra 20/12/2000, 04/06/2002, 11/02/2004, 22/02/2006 tarihlerinde sağlık karnesinin yenilenmesi için tekrar Muhtaçlık Belgesi ile başvurular yaptığı, başvuruların ekinde aile Nüfus Kayıt örneklerinin bulunduğu, bu kayıt örneklerinden davalının anne adının … olduğu, …’nın davalının babasının ikinci eşi olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; 1479 sayılı Kanunun ek 11. maddesine göre davalının sağlık sigortasından sadece kendi annesi faydalanabilir, üvey annesinin sağlık yardımından yararlanması mümkün değildir. Bu nedenle, davalının üvey annesinin davalının kendi sigortasından dolayı sağlık karnesi alarak yararlandığı sağlık ödemelerinin fuzuli ödeme olması sebebiyle davalıdan talep edilmesi doğru ise de davalının Kuruma verdiği belgelerin ekinde bulunan nüfus kayıt örneklerinden …’nın davalının üvey annesi olduğunun açıkça anlaşılması karşısında çıkartılan fuzuli ödemen Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmış olup bu durum mahkemenin gerekçesinde de belirtilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; 5510 sayılı Yasa’nın 96/1-b. maddesini göz önünde bulundurarak Kurumun hatalı işleminin tespit tarihinden geriye doğru beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamını bulmak, davalının söz konusu fuzuli ödemeyi yazının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma ödeyip ödemediğini gözeterek davalının toplam borcunu tespit etmek ve sonucuna göre karar vermektir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.