Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/2991 E. 2011/5928 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2991
KARAR NO : 2011/5928
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının manevi zararının giderilmesi ve daha önce hüküm altına alınan maddi tazminat miktarının 10.11.1998-24.12.1999 tarihleri arası için doğacak olan faiz alacağının tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece 15.000.00 TL manevi tazminatın 10.11.1998 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, faiz alacağı talebinin ve fazla talebin reddine , karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının aynı iş kazası nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.00 TL maddi tazminatın 10.11.1998 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen aynı davalılardan tahsili için İskenderun 1. Asliye Hukuk (iş) mahkemesinde dava açtığı, yargılama devam ederken 29.03.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 16.100.00 TL maddi tazminatın 24.12.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği,Mahkemece 09.05.2003 tarihli kararla, davanın davalı …Ş. yönünden reddine, diğer davalı yönünden kabulü ile, 16.100.00 TL nın 100.00 TL’ lık kısmına 24.12.1999 tarihinden, 16.000.00 TL lık kısmına 01.05.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği,kararın davacı ve davalı Ak Boruculuk Ltd.Şti tarafından temyiz edildiği,Dairemizce, davalının temyizinin reddedildiği, davacı temyizi yönünden, davalılar arasında altişveren üstişveren ilişkisi olduğu halde davanın diğer davalı …Ş. yönünden reddedilmesinin doğru olmadığı faizin ıslah dilekçesinde 24.12.1999 tarihinden itibaren talep edilmesi karşısında bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekirken ıslah tarihinden itibaren yürütülmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulduğu,Mahkemece bozma ilamına uyulduğu ve davanın kabulü ile 16.100.00 TL maddi tazminatın 24.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın davalı …Ş. tarafından temyiz edildiği,bu kararı davacının temyiz etmediği, kararın Dairemizce onanarak kesinleştiği, iş kazası olayında davacının %100 oranında sürekli işgöremez duruma düştüğü, olayda kazalı işçinin 20, davalı işverenlerin %80 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakimin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminatın az olduğu ortadadır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılara yükletilmesine, 23.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.