Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3081 E. 2012/23044 K. 12.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3081
KARAR NO : 2012/23044
KARAR TARİHİ : 12.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının ve askerlikte geçen sürelerinin sigortalı hizmetten sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının murisinin 05.03.1976 tarihinden ölüm tarihi olan 17.12.2004 tarihine kadar davalı işverene ait … yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının murisinin 05.06.1976 tarihinde davalı işveren nezdinde çalışmaya başladığı iddiaları samimi bulunmadığı; davalı işyerinde 1978 yılında çalıştığı belirlenmiş ise de, bu dönemin dışında kalan iddiaların ispatlanamadığı; davalı işyerinde 16.06.1980 tarihinde çalışmaya başlamadan önce,(davalı işveren ile fiili ve hukuki bağlı kanıtlanamayan) dava dışı … Kool.Şti. işyerinden 02.05.1980 tarihinde işe giriş bildirgesi verilerek kısmi bildirimler de yapılmış olması nedeni ile davalı nezdindeki 16.06.1980 tarihinden önceye ilişkin çalışmalar kesintiye uğramış olduğundan 1980 öncesi hizmeler blok çalışma olmadığı; davalı işyerinden verilen 16.06.1980 tarihli işe giriş bildirgesi öncesi dava dışı işyerinden işe giriş bildirgesi verilerek kısmi bildirimler de yapılmış olmasına göre, iddia konusu hizmetler (kesitili olarak geçtiği) kesintisiz blok çalışma şeklinde olmadığı cihetle, işten çıkış tarihini takip eden yılın sonu ile davanın açıldığı tarih arasında hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı, uğramadığı takdirde davacının çalışmalarının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa’da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. … yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi (….Madde16) , dört aylık sigorta primleri bordrosu (…. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİY. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.
Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Bir sigortalının askere gitmeden önce çalıştığı işyerini askerliğe müteakip girmesi durumunda hizmet akdi mecburi hizmet nedeniyle kesilmiş olduğundan artık hak düşürücü sürenin oluştuğundan bahsedilemez. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının … ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa’dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında, çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının murisine ait sigortalı hizmet cetvelinde 13842 no.lu işyerine 01.04.1976 tarihinde girişi, 03.04.1976 tarihinde çıkışı; 20176 no.lu … Koll. Şt. işyerine 02.05.1980 tarihinde girişi ve 13 gün çalışması oludğu; davalıya ait olduğu anlaşılan 1101 no.lu işyerine ise 16.06.1980 tarihinde girişi ve 15.08.1980 tarihinde çıkışının göründüğü, bu tarihten sonra başka yerde çalışmasının olmadığı, 05.03.1976 tarihli …Şirketinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesi olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapmasına göre, davacı dava dilekçesinde murisinin davalının işyerinde 05.03.1976 tarihinden ölüm tarihine kadar sürekli ve kesintisiz çalıştığını ileri sürerek hizmet tespiti istemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 16.06.1980 tarihine kadar bir irdeleme yapılarak bu dönemin hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiş ise de bu süre yönünden dahi incelemenin eksik yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının murisinin 05.03.1976-16.06.1980 arasında değişik işyerlerinde kısmi bildirimleri var ise de mahkemece bu işyerlerinin davalı ile fiili irtibatının bulunup bulunmadığı yeterince araştırılmamıştır. Özellikle davacının murisinin 01.04.1976-03.04.1976 tarihleri arasında çalışmasını göründüğü 13842 no.lu işyerinin kime ait olduğu açıklığa kavuşturulmamıştır. Söz konusu işyerlerinin davalı ile fiili irtibatı olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse taraf teşkili de sağlanarak bu dönem için Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak; gerçek çalışma olgusu olup olmadığı somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Öte yandan iddiaya göre davalı işveren tarafından yapılan bildirim ile davacının murisinin ölüm tarihine kadar olan çalışma süreleri yönünden de yeterli inceleme yapılmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda söz konusu dönem için de çalışma olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.