YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4441
KARAR NO : 2012/24187
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 2.2.2005-16.9.2007 tarihleri arasında davalı işveren yanında hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Sigortalı olması gereken hizmetlerin tesbitine yönelik davalar yasal dayanağını 506 sayılı Yasanın 79/8.maddesinden alır ve kamu düzenine ilişkin olarak ortaya çıkarlar. Bu tür davalar sadece sigortalı ve onu çalıştıran işverenin değil aynı zamanda Sosyal Sigortalar Kurumunun dahi doğrudan hak alanını ilgilendirmektedir. Kurum bu davalar sonucu bir taraftan yasaya aykırı olarak elde edemediği primleri tahsil imkanına kavuşmakta öbür taraftan sigortalı veya hak sahipleri yönünden yükümlülük altına girmektedir.Kurumun yasal hasım gösterildiği davalarda çalışılan … yeri ve çalışma olgusuna yönelik kanıtlar objektif olarak inandırıcı biçimde ortaya konularak sonuçlandırılmalıdır.
Somut olayda dava dilekçesinde Sosyal Güvenlik Kurumu davalı olarak gösterilmemiştir. Böylece hizmet tespiti davalarında yasal hasım olan SGK’ya dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeyerek davada taraf sıfatını alması sağlanmamıştır.
Ayrıca, hizmet tespitine ilişkin davalar sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup, kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. İçerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki kapsamında, gerektiğinde tanık ve diğer deliller yoluyla doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır.
İşçilik haklarına ilişkin davalar ise, 4857 sayılı yasadan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar, kişi iradesine önemli rol verilip, taraf anlaşmalarına geçerlilik tanınan, alacak ve tazminat türünde olan davalardır. Taraflar bu tür haklarından her zaman vazgeçebilir. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapmaz. Tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması da olanaklı değildir. Kaldı ki, SGK nun bu davalarda davalı sıfatı bulunmamaktadır.
Bu durumda, her iki dava türünün, taraflarının statüsü, hakimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava türünün birlikte görülmesi durumunda; davanın birinde bir kısım delillerin kendiliğinden dikkate alınması, diğerinde alınmaması gerekecektir ki, aynı dava dosyasında birbiri ile çelişkili kararlar yer alabilecektir. Kaldı ki, işçilik haklarına ilişkin olarak dairemiz kararları ile işçilik alacaklarına ilişkin davalar yönünden asıl görevli Yargıtay ilgili dairelerinin kararları arasında farklı uygulamalar ortaya çıkabilecektir.
Öte yandan, temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan bu davaların birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında hukuki istikrar ve kararlara olan güven bakımından da yarar bulunmaktadır. İşçilik haklarına ilişkin olarak kesinleşen hüküm, hizmet tesbiti davasında sadece kuvvetli delil olarak değerlendirilmekte, davada taraf sıfatı bulunmayan SGK yönünden bağlayıcı olmamaktadır.
Yapılacak …, öncelikle Kurumun yasal dayanağını 506 sayılı Yasa’nın 79/10 ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9 maddesinden alan hizmet tespiti davasında yasal hasım konumunda bulunması nedeniyle davacıya davayı yöntemince Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltmek üzere önel vermek ve yukarıda açıklanan gerekçelerle işçilik alacağına ilişkin davayı ayırarak, Kurumdan davalı işyerine ait dönem bordrolarını ve işyeri dosyasını getirtmek, davalı işyerinden davacının işyeri özlük dosyası ile dava konusu döneme ilişkin tüm ücret ödeme belgelerini getirtmek, öncelikle bordro tanıklarını dinlemek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.