Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4495 E. 2012/24186 K. 20.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4495
KARAR NO : 2012/24186
KARAR TARİHİ : 20.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 2.1.1983-11.4.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı çalışmalarının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hizmet tespiti davasının kabulü ile 2.1.1983-1.4.2008 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespiti ile, bir kısım işçilik alacaklarının kısmen tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; Mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, özellikle bordro tanıkları araştırılıp dinlenmeden, davacının askerlik süresine
ilişkin belge dosya arasına alınmaksızın ve 1999 yılında “11060429” sicil numaralı işyerinde geçen çalışmalarının eylemli çalışma olup olmadığı tespit edilmeksizin ve hak düşürücü süre değerlendirilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılacak …; davalı işyerlerine ait dönem bordrolarını ve işyeri dosyasını getirtmek, davalı işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihi ile tespiti istenen dönem içerisinde Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığını sormak, öncelikle davacının çalışma iddiasına konu dönemin tamamını kapsar biçimde bordro tanıklarını dinlemek, gerek görüldüğü takdirde Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, ayrıca davacının hizmet cetvelinde “11060429” sicil numaralı işyerinde geçen çalışmalarının davalı işverenin oğluna ait …’da tekstil firması olduğu anlaşılsa da, buradaki çalışmasının eylemli olup olmadığının hiçbir kuşku ve şüpheye yer vermeyecek şekilde araştırılarak, bu süreler açısından davanın hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı hususları üzerinde durularak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; hizmet tespiti davasının kısmen kabulüne karar verilmişken davanın kabulüne denilmek sureti ile davalılar vekili lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi ve kabul edilen bir kısım işçilik alacakları yönünden ise, davalı Kurumun sadece hizmet tespiti davası bakımından yasal hasım olmasına ve işçilik alacakları davası ile birlikte görülen davada, işçilik alacakları açısından davacı vekili lehine hükmedilen avukatlık ücretinden davalı Kurumun sorumlu tutulması hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.