Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4882 E. 2012/24404 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4882
KARAR NO : 2012/24404
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi

Davacı, almakta olduğu yaşlılık aylığının 506 sayılı Yasanın geçici 82. Maddesine göre hesaplanarak düzeltilmesi ve tashih tarihinden dava tarihine kadar ödenmeyen maaş farkının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 01/02/2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almakta olan davacının yaşlılık aylığının 506 sayılı yasanın geçici 82. maddesine göre hesaplanarak düzeltilmesi ve tashih tarihinden dava tarihine kadar ödenmeyen maaş farkının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 15.01.2001 tarihi itibari ile maaşının 524,30 TL ve dava tarihi itibari ile 01.04.2010 tarihli maaşının 1.372,14 TL olduğunun ve davacının bu tarihler arasında 54.354,93 TL kurumdan alacağı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 01/02/2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 506 sayılı Kanunun geçici 82. maddesine göre karma sisteme göre aylık bağlandığı, 2000 yılından önce hizmeti olup 2000 yılından sonra aylık talebinde bulunan davacının 1999 yılı Aralık ayı itibariyle gösterge sistemine göre hesaplanacak aylığı için bu tarihte yürürlükte bulunan 12000 katsayı uygulamasının yapıldığı ve 1999 Aralık ayı maaşına aylık TÜFE oranlarında arttırım uygulandığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; 4447 sayılı yasa ile değişik 506 sayılı yasanın geçici 82. maddesine göre davacının 01/01/2000 tarihinden önceki hizmetlerine göre hesaplanan kısmi aylığına tahsis talebinde bulunduğu yılın Ocak ayına kadar yıllık TÜFE ve GH oranları uygulanarak güncellenmesi, 01/01/2000 tarihinden sonraki hizmetleri için de yeni hükümlere göre kısmi aylığının hesaplanması, bu kısmi aylıkların birleştirilerek aylık başlangıç tarihine kadar aylık TÜFE artış oranları ve oransal aylık artışlarının uygulanarak bağlanacak aylığın hesaplanması gerektiğini belirterek davacının maaş bağlama işleminin hatalı olduğunu bildirmiştir.
Mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda ise 01/01/2000 tarihine kadar olan hizmetleri için hesaplanan kısmi aylığa TÜFE ve GH oranları uygulanarak 01/01/2000 tarihinden sonraki hizmetleri için hesaplanan kısmi aylığı ile birleştirildiği anlaşılmaktadır.
506 sayılı yasanın 08/09/1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile eklenen geçici 82. maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı bulunanlara bağlanacak aylıklar, aşağıdaki (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanacak aylıkların toplamından oluşur.
a)Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir.
Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır.
Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.
b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanunun 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.
Sigortalıya yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre bağlanacak aylıkların toplamı, sigortalının aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibariyle, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranına ve bu Kanunun 61 inci maddesinin son fıkrasına göre artırılmış değerinin altında olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Aynı yasanın 4447 sayılı yasa ile eklenen ek 38. maddesinde de “Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar ile geçici 76 ncı maddeye göre yapılan telafi edici ödemeler, her ay ödeme tarihlerinde bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı kadar artırılarak belirlenir.” hükmü bulunmaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin 05/02/2009 tarih 2005/30 Esas ve 2009/18 karar sayılı kararında; “Yasa koyucu, sigortalıların ödeyecekleri primlerin ve bağlanacak aylıklarının hesabında esas alınan kurallar konusunda Anayasa’da belirtilen ilkelere ve sosyal sigorta gereklerine uygun olarak adil ölçüler içerisinde düzenlemeler yapmak yetkisine sahiptir. Öte yandan, farklı tarihlerde emekli olan sigortalıların, emekli aylığı bağlama tarihlerinde yürürlükte bulunan farklı kurallara tabi olmaları nedeniyle, aralarında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.” denilmektedir.
Buna göre; 01/01/2000 tarihinden önceki dönemler için tespit edilen prime esas kazançlara D.İ.E. Tarafından her yılın Aralık ayına göre açıklanan gayrisafi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı (GH) ile her yıl bir önceki yılın tüketici fiyat endeksi (TÜFE)’nin uygulanamayacağı açıktır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 24/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.