Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4992 E. 2012/23569 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4992
KARAR NO : 2012/23569
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, 06/10/2004 tarihi itibariyle baskın çalışmasının SGK’ya tabi olarak geçtiğinin tespitiyle, kurum sataşmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 06/10/2004 tarihi itibari ile baskın çalışmasının SSK’ ya tabi olarak geçtiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının 05/10/2004-31/10/2008 tarihleri arasındaki … sigortalılığının iptaline, davacının 05/10/2004-31/10/2008 tarihleri arasındaki Sosyal Sigortalar Kurumu’na tabi sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01/04/2001-27/08/2004 ve 01/10/2004-31/10/2008 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, davacının 01/04/2001-27/08/2004 tarihleri arasında Esnaf … sigortalılığının bulunduğu, davalı Kurum ile vergi dairesi arasında yapılan yazışma sonucunda 01/10/2004-31/10/2008 tarihleri arasındaki vergi kaydı nedeniyle 01/10/2004 tarihinde esnaf sigortalılığının yeniden başlatıldığı ve 31/10/2008 tarihine kadar devam ettiği, 05/10/2004-09/06/2005, 10/06/2005-24/05/2007, 24/05/2007-02/10/2007, 02/10/2007-21/04/2008, 21/04/2008-04/07/2008, 03/07/2008-02/09/2008, 01/09/2008-18/10/2008, 19/10/2008-31/10/2008, 01/11/2008-30/11/2008, 14/12/2008-20/02/2009 tarihleri arasında 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık statülerinin çakıştığı 05/10/2004-31/10/2008 tarihleri arasında hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır.
“Çakışan sigortalılık sorununu” gerek 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve gerekse 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam ede gelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Yasa sistemimize göre bir kimsenin Sosyal Sigortalar Kurumu kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında
bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. ( F ) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” ( K ) bendinde ise. “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı” belirtilmiştir. Aynı şekilde 1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. Fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında. başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı).
Somut olayda, davacının vergi kaydı 01/10/2004 tarihinde başlamış olup bu tarih itibariyle esnaf sigortalılığı başlatılmış ve 31/10/2008 tarihine kadar devam etmiştir. 506 sayılı Kanuna tabi çalışması ise 05/10/2004 tarihinde başlamıştır. Buna göre davacının önce başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılıktır. Bundan sonra 506 sayılı Kanuna tabi çalışmasının 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığı sona erdirmeyeceği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak istemin reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; hükmün 7 numaralı bendinde yargılama gideri hesaplanırken davalı Kurumun harçtan muaf olduğu gözetilmeden 15,60 TL başvurma harcı da bu gidere dahil edilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi de yanlış olmuştur.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.