YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5455
KARAR NO : 2012/23306
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 09/05/2008 tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, maluliyet aylığı bağlanması konusundaki talebi davalı Kurumca 23.7.2008 tarihinde reddedildiğinden, anılan ret kararının iptali ile 09.05.2008 tarihinden itibaren maluliyet aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, 30.4.2010 günlü Adli Tıp Kurumu Raporu dikkate alınmak suretiyle, davanın kabulü ile, davacının 09.05.2008 tarihten itibaren emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; 30.04.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. ihtisas Dairesinin raporunda, 22.10.1992 tarihli …’dan alınan rapora göre davacının maluliyetinin %100 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davanın yasal dayanağı, 1479 sayılı yasanın 28 ve 29. maddeleri olup, anılan yasanın 28. maddesine göre, “Bu kanunun uygulanmasında, çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılır.” ve 29. maddedeki koşulların gerçekleşmesi halinde de, kendisine malullük aylığı bağlanır. Öte yandan, 28. maddenin 2. fıkrasında ise, “sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamaz.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, davacının 30.03.1994 tarihinden itibaren başlayan 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığının bulunduğu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporuna göre, daha önce … tarafından düzenlenen 22.10.1992 tarihli rapora göre çalışma gücünün %100 kaybettiğinin tespit edildiği ve yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca davacının maluliyetinin sigortalı olmadan önce de mevcut olduğunun anlaşılmasına göre yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.