YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5612
KARAR NO : 2012/23460
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, murisinin isteğe bağlı sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin iptaline, 28/02/2000-20/08/2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalılığının kesintisiz devam ettiğinin tespitine, talep tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının murisinin 28.02.2000 – 20.08.2005 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının murisinin 28.02.2000 – 31.12.2001 tarihleri arasında isteğe bağlı, 20.08.2005 – 02.10.2006 tarihleri arasında ise 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ile isteğe bağlı sigortalılık süresi yönünden eksik prim borçları ve eklerinin davacı tarafından yatırılması ve başvuruda bulunulması halinde ödeme ve takip tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya ölüm sigortasından gelir bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Kurum’un murisin 28.02.2000 tarihinde başlayan isteğe bağlı sigortalılığını, 04.10.2000 tarih ve 619 sayılı KHK gereğince 3 ay art arda prim ödenmediğinden bahisle en son prim ödeme tarihi olan 31.08.2000 tarihi itibari ile terkin ettiği, murisin 20.08.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 132 gün, 01.02.2006 – 02.10.2006 tarihleri arasında 242 gün SSK’lı çalışmasının bulunduğu, murisin isteğe bağlı sigortalılığının 28.02.2000 tarihi itibari ile başlatıldığı ve 31.08.2000 tarihi itibari ile de terk işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’ nın 297 (HUMK m. 389) maddesinde; Mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir. Hüküm, davanın açıldığı tarihteki maddi ve hukuki duruma göre verileceğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre, ileriye dönük olarak ve şarta bağlı biçimde karar tesis edilmesi mümkün değildir. Ayrıca 6100 sayılı HMK’ nın 26. ( HUMK m. 74 ) maddesi gereğince de hakim, kural olarak iki tarafın talep sonuçlarıyla bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şey hüküm veremez.
Somut olayda; murisin 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının tespiti ile ilgili talep bulunmamasına rağmen mahkemece; murisin 20.08.2005 – 02.10.2006 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilerek talep aşılmıştır. Yanısıra, davacının ölüm aylığı talebi hakkında da şarta bağlı hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde talep aşılarak ve şarta bağlı hüküm kurularak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.