Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/5669 E. 2012/23466 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5669
KARAR NO : 2012/23466
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin ve idare para cezasının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; davacıya gönderilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; idari para cezalarına ilişkin itirazların Adli yargı yerinde görülemeyeceği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu yanlışlığı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 80/5 ve 6183 sayılı Yasa’nın 58. maddeleridir. 506 sayılı yasanın 80/5.maddesine göre “Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Yasa’nın uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. 6183 sayılı Yasa’nın 58/1.maddesine göre ise, “ Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (… Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir.
09.05.2007 tarihli 5655 sayılı Yasa’nın 2.maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa’nın 140. maddesinin son fıkrasınca ;İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenir veya aynı süre içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kesinleşir. Mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ödenmeyen idarî para cezaları, bu Kanunun 80 inci maddesi hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezalarına karşı Kuruma itiraz etme veya yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak, Kurumca itirazın reddedilmesi veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarı, 80 inci madde hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.
Bu düzenlemeler karşısında İdari para cezalarının tahsili için davalı Kurumca 6183 sayılı Yasa gereğince çıkarılan ödeme emrinin iptali için açılacak davaların … Mahkemesinde görüleceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda; her ne kadar davacı dava dilekçesinin netice ve istek kısmında “ herhangi bir borcu olmadığından kesilen idari para cezasının iptal edilmesini ” istemişse de; dava dilekçesinin “konu” başlıklı kısmında davacının “ icra takibine konu borç idari para cezasının itirazen kaldırılması ” ve “açıklamalar” kısmında ise “ tarafına gönderilen ödeme emrine süresi içerisinde itirazlarını sunduğunu ” belirtmiştir. Dava dilekçesi tüm olarak değerlendirildiğinde; davacının dava açmaktaki maksadının kendisine gönderilen ödeme emrinin iptali olduğu açıktır. Davaya konu ödeme emirleri davacıya 03.03.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 10.03.2009 tarihinde açılmıştır. Davanın 7 günlük yasal süresi içinde açıldığı, idari para cezasının idari aşamada kesinleştiği ve ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde açılan bu davanın … Mahkemesince incelenmesi gerektiği açık olup işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.