Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/6592 E. 2012/24924 K. 27.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6592
KARAR NO : 2012/24924
KARAR TARİHİ : 27.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı 12/08/1977 tarihinin Türkiye için sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum sataşmasının önlenmesine, malulen emekli aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin yurtdışında çalışmaya başladığı 12.08.1977 tarihi olduğunun ve maluliyeti gözetilerek 1800 gün prim ödediği tarihten itibaren malulen emekli olduğunun tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 28.07.2008 tarihli kararı ile malul sayılmış ise de işyerine maluliyetini gerektirecek arıza ile girdiğinden aylık talebinin reddedildiği,Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 18.08.2010 tarihli kararı uyarınca sigortalının işyerine maluliyetini gerektirecek arıza ile girdiğinden maluliyet sigortası yardımlarından yararlanamayacağına karar verildiği,davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin 1990 yılından sonra kronik şizofreni teşhisi ile yurtdışından malulen emekli olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci vekil aracılığı ile bir davayı takip etme ve usuli işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti dava şartlarından olup davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.Temyiz kudretinden yoksun olan kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur.Temyiz kudreti olmayan kişiler taraf bulundukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Nitekim Medeni Kanun’un 405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı ve görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, dava dilekçesinden ve dosyadaki sağlık kurul raporlarından davacının çalışamayacak derecede Psikiyatrik rahatsızlığı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda artık davacının haklarını gözetemeyecek derecede hasta olduğunun anlaşılması, hakkında alınan kararları, yapılan işlemleri ve sağlanan hakları anlayamayacağı, özellikle davanın sosyal güvenliğe yönelik olması da göz önünde tutularak Medeni Kanunun 405. maddesi ve 6100 Sayılı H.M.K.’nun 52.,54.,56. maddeleri gereğince kendisine vasi veya kayyım tayini sağlanması için gerekeli işlemler yapıldıktan sonra davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak …; sulh hukuk mahkemesine davacıya vasi tayini konusunda gerekli işlemleri yapmak için ihbarda bulunmak ve vasi atanması durumunda atanan vasinin ilgili mahkemeden alacağı husumete izin belgesiyle davayı takip etmesi sağlandıktan sonra tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek şizofreni hastası olan davacının verdiği vekaletnameye dayanarak davayı takip eden avukatın huzuru ile yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 27.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.