Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/807 E. 2012/15348 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/807
KARAR NO : 2012/15348
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığını iptal eden kurum işleminin iptaliyle aylığın yeniden bağlanmasına ve biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün , davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı kabul edilerek Kurum işleminin iptaline, ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen yaşlılık aylıklarının 03/02/2010 tarihinden itibaren yeniden bağlanması ve gecikme faizi ile birlikte ödenmesine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 506 sayılı Yasa kapsamında 19 gün ve 1479 sayılı Yasa kapsamında 4153 gün, 2926 Sayılı Yasa kapsamında 3668 gün, 3201 sayılı Yasa kapsamında 561 günlük yurtdışı borçlanması ve 600 gün askerlik borçlanması üzerinden 1.10.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının taşımacılık faaliyeti nedeniyle 10.3.1997-10.3.2010 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre; ”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.”HGK’nun 15/06/2012 gün ve 2012/21-196 Esas, 2012/396 Karar sayılı Kararı da aynı yöndedir.
5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, Kurum işleminin objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesi ile istemin kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuç 17.4.2008 gün ve 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B bendine aykırıdır. Bu maddede yapılan değişiklik ve düzenleme gereği, 3201 sayılı Yasa’ya tabi borçlanma karşılığı aylık bağlananlardan Yurt içi çalışması bulunanların aylıklarının kesileceği ve bu yasa kapsamında bağlanan yaşlılık aylıklarından SGDP kesintisinin yapılmayacağı düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında davacının 01.10.2008 tarihinden bağlanan yaşlılık aylığının vergi kaydına tabi çalışması nedeni ile kesilmesi işlemi doğrudur. Vergi kaydının sona erdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren de yeniden isteme gerek olmaksızın bağlanacağı açıktır. Davacının vergi kaydının 10.3.2010 tarihine kadar devam ettiği belirlidir, ancak esnaf sicil ve esnaf oda kaydının bulunup bulunmadığının, davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunun da yöntemince araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının taşımacılık faaliyeti nedeniyle oda ve esnaf ve sanatkar siciline kaydı bulunup bulunmadığını ilgili yerlerden sormak, zabıta araştırması yapmak, tarafların gösterecekleri tanıkları ve komşu işyeri tanıklarını dinlemek, davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunu yöntemince belirlemek, davacının çalışması 19.06.2010 tarihinden önce sona ermişse sona erdiği tarihe kadar yapılan aylık ödemeleri Kurumdan sorularak bu miktar karşılığı istemin kabulü ile kendi adına ve hesabına bağımsız faaliyetinin sona erdiği tarihi takip eden ay başından itibaren Kurumun yaşlılık aylığını yeniden bağlaması gerektiğine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.09.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.