Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/8974 E. 2012/7007 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8974
KARAR NO : 2012/7007
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/11/1987-31/03/2004 tarihleri arasında (1989-1991 yılları hariç) çalıştığının ve yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1989-1991 yılları hariç 01.11.1987-31.3.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile 27.2.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece hizmet tespiti ve yaşlılık aylığına ilişkin davalar birlikte görülerek, davanın kabulü ile davacının 01.11.1987-31.12.1990 ve 01.01.1992-31.3.2004 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen 2018 günlük sigortalı çalışmalarının tespiti ile 1.3.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Yaşlılık aylığı tahsis koşullarından biri de Yasa’da belirlenen sayıda uzun vadeli sigorta kolları priminin (malüllük, yaşlılık, ölüm sigortaları) ödenmiş olmasıdır. Sigortalının yaşlılık aylığı koşullarına sahip olup olmadığının belirlenmesinde esas alınacak sigortalılık süresine 506 sayılı Yasa’nın 79/10 ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8 maddesine göre mahkemece tespitine karar verilen sigortalılık süresi dahil olup anılan yasa maddelerinin yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını düzenleyen yasalara göre uygulama önceliği bulunduğundan, hizmet tespiti kararıyla kazanılan gün sayısı, ancak bu kararın kesinleşmesinden sonra Kurum yönünden bağlayıcılık kazanır ve yaşlılık aylığı koşullarının değerlendirilmesinde dikkate alınır.
Kesinleşen hizmet tespiti kararı uyarınca işverenden primleri tahsil etme yükümünün Kuruma ait olması nedeniyle hizmet tespitine ilişkin kararın kesinleşmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca primlerin tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın davacının yaşlılık aylığı koşullarının kesinleşen hizmet tespiti davası ile belirlenen çalışma süresi de gözetilerek belirlenmesi gerekir.

Somut olayda, mahkemece hizmet tespiti ve yaşlılık aylığına ilişkin davalar birlikte görülerek, hizmet tespitine ilişkin hüküm henüz kesinleşmeden, yaşlılık aylığı koşullarının belirlenmesinde tespite konu çalışma süresi de dikkate alınarak davacının yaşlılık aylığına hak kazandığnın tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, hizmet tespiti ve yaşlılık aylığı taleplerine ilişkin davaları ayırmak, yaşlılık aylığı istemine ilişkin davada hizmet tespitine ilişkin kararın kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak sonucuna göre davacının yaşlılık aylığı koşullarına sahip olup olmadığını belirlemekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Davacı, hizmet tespiti ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile dava açmış, mahkemece her iki talebin kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce; kesinleşen hizmet tespiti kararı uyarınca işverenden primleri tahsil etme yükümünün Kuruma ait olduğu, bu nedenle hizmet tespitine ilişkin kararın kesinleşmesinin yeterli olduğu, primlerin tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın kesinleşen hizmet tespiti davası ile belirlenen çalışma süresi de gözetilerek yaşlılık aylığı koşullarının belirlenmesinin gerektiği, her iki davanın tefriki ile hizmet tespitine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra yaşlılık aylığı talebi hakkında bir karar verilmesinin gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuş ise de;
Yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talep hizmet tespitine ilişkin talebin sonucuna bağlı olmakla birlikte her iki davanın birlikte görülmesinde hukuki bir engel bulunmadığı gibi dosya temyiz incelemesini yapacak daire önüne geldiğinde hizmet tespitine ilişkin kararın hatalı bulunması durumunda buna bağlı olarak yaşlılık aylığına ilişkin kararın hizmet tespitine ilişkin kararın sonucuna göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere bozulması mümkündür. Her iki davanın ayrı ayrı karara bağlanmasını istemek gereksiz yere zaman kaybı ve masrafa neden olacaktır. Bu durum usül ekonomisine aykırı olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/10-462 E. 2010/432 K. Sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Açıkladığım bu nedenlerle çoğunluğun görüşüne karşıyım.

Muhalif Üye …