Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/911 E. 2012/15407 K. 24.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/911
KARAR NO : 2012/15407
KARAR TARİHİ : 24.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 18/08/1998-20/02/2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 18.8.1998- 25.2.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 10.4.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarının getirtildiği,davacının SGK’ya işe giriş bildiriminin yapıldığı, 20.2.2002 den itibaren tescil kaydının bulunduğu 25.2.2009 tarihinde çıkışının bildirildiği, davacı tarafından ibraz edilen noter onaylı bir adet belge içeriğinden 15.9.1998 tarihi itibariyle davalı işyerinde çalıştığına dair şirket yetkilisinin imzasını ve şirket kaşesini taşıyan belgenin sunulmuş olduğu anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının ikisinin işyeri çalışanı olmadığı, tanığa ait hizmet cetveli kayıtlarına göre ihtilaflı döneme ait dinlenmiş tek bordro tanığı olan …ın beyanlarına davalı tarafın tanıkla aralarında husumet bulunması nedeniyle itiraz ettiği, bordro tanığı …’in tanıklık yapmadığı, ayrıca diğer bordro tanıkları … ve …’in beyanlarına hiç başvurulmadan karar verildiği, yine karar verilirken davalı tarafından imzası açıkça inkar edilmeyen ve noter tasdikli yazılı belge içeriğine göre bildirim tarihinden önce davacının davalı işyerinde çalıştığına dair yazılı belgenin varlığı gözetilmeden mahkemece davalı tanıklarının çalışma olgusunu doğrulamadığı ve bildirimden fazla çalışmayı gösteren başkaca delil de bulunmadığından istemin reddine karar verilmiş ise de, taraf tanıklarının beyanları arasındaki çelişki giderilmeden, yazılı belge delil olarak değerlendirilmeden bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, öncelikle davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında çalışmaları bulunanlar içerisinden adları resen belirlenecek diğer bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, bordro tanıklarının beyanlarının yetersiz olması durumunda davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler Kuruma yazılacak müzekkere ve zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, yazılı belge içeriği de dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.