YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10004
KARAR NO : 2013/4140
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava 20.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi zararı sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat istemlerinin ise kabulüne karar verilmiş ve bu karar davalı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.
Davacıların oğlu olan sigortalı … …’in öldüğü iş kazasında sigortalının 1/8, davalı işverenin ise 7/8 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar anne ve babadan her biri yararına hüküm altına alınan 50.000,00’er TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Maddi tazminata gelince: Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın davalı işveren tarafından giderilmesi istemine ilişkin olup, davacıların maddi zararlarının Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, hak sahiplerinin maddi zararının yargılama sırasında Kurum gelirleri ile karşılanması, dava açıldıktan sonra davalı tarafça uyuşmazlığın giderilmesi ile karıştırılarak, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi yerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Aynı nedenle davalı taraf aleyhine dava açılmasına neden olduğundan bahisle maddi tazminat istemi üzerinden avukatlık ücretine karar verilmesi de hatalıdır. Her ne kadar hak sahiplerinin maddi tazminat istemlerinin, katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlar sonucu reddolunduğu durumlarda, davacıların dava açılırken bu hususu bilebilmesinin mümkün bulunmadığından maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilemeyeceği dairemizin yerleşmiş uygulamalarından ise de bu durumun davacı yararına avukatlık ücreti verilmesinde de gerekçe olamayacağı ortadadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 07/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.