Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/1206 E. 2013/6519 K. 02.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1206
KARAR NO : 2013/6519
KARAR TARİHİ : 02.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, eşine ait olan inşaat işinde çalışanlarla arasında hizmet akdi ilişkisi olmadığının tespitine, inşaatın işyeri olarak tescil edilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının eşine ait olan inşaat işinde çalışanlarla arasında hizmet akdi ilişkisi olmadığının tespiti ile söz konusu inşaatın işyeri olarak tescil edilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının eşi adına 15.06.2009 tarihinde ruhsat verilen bina inşaatı işinin yapımını davacının üstlendiği, 02.04.2009 tarihinde inşaatta sıva işi yapan … ve … inşaatın yakınından geçen … akımına kapıldıkları, …’ün vefat ettiği, … yaralandığı, bunun üzerine Kurum tarafından bina inşaatının 20.11.2008 tarihi itibariyle kanun kapsamına alındığı ve inşaatta çalışanların işe giriş bildirgelerinin re’sen tanzim edildiği, davacının inşaatın sıva işini götürü usul ile …’e verdiğini işverenin kendisi olmadığını iddia ettiği, tanık …’un inşaatın su tesisatı işinin kendisine götürü usulde verildiğini beyan ettiği, diğer tanığın da inşaatın kalıp işini davacıdan aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, alt işveren-üst işveren kavramlarının yorumundan kaynaklanmaktadır. Bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi halinde, üst-alt işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Örneğin arsanın veya binanın salt maliki olmak ve ihale makamı olarak işi bütünüyle devretme durumlarında, ortada taşeron denilen kurumdan söz edilemez. Çünkü burada iş tamamıyla ve bütün olarak bağımsız bir işverene devredilmektedir. Ancak 4857 sayılı Yasanın 2/6 ve 5510
sayılı Yasa’nın 12/son maddesi ile yürürlükten kalkan Sosyal Sigortalar Kanununun 87/2. maddesinde, hukuksal açıdan tarifi yapılan “aracı” veya halk arasındaki deyimi ile “taşeron”dan bahsedebilmek için; öncelikle asıl işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Olayda olduğu gibi bina inşaat işlerinde, ana binayı veya asıl işi bitirmekle yükümlü bir işveren veya olaydaki gibi mülk sahibi, bu işin doğrama, döşeme, su tesisatı gibi bölümlerini aracılara devrettiğinde artık asıl-alt işveren ilişkisi bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı, inşatın su tesisatı, kalıp işlerinin tanıklara, inşaatın sıva işini dava dışı …’e vermiştir, artık bu durumda davacının asıl işveren, …’ün da alt işveren olduğu ve asıl işveren olarak davacı ile sıva işinde çalışanlar arasında hizmet akdi ilişkisinin olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.