Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13689 E. 2012/22894 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13689
KARAR NO : 2012/22894
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacılar, murisinin … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, … kazası sonucu ölen işçi …’nın yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile, davacı eş … için 75.000,00 TL, çocuklar … ve … için ayrı ayrı 50.000,00′ er TL olmak üzere toplam 175.000,00 TL manevi tazminatın 25.04.2010 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacı eş … ile çocuklar … ve …’ın maddi tazminat talepleri ile davacı çocuklar … ve …’ın fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, ihbar olunan hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar vermiştir.
Davacıların eşi ve babaları olan …’ın 25.04.2010 günü meydana gelen … kazası sonucunda öldüğü, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin % 60,…’ın %20 ve ölen işçinin % 20 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar … için 75.000,00 TL, … için 50.000,00 TL, … için 50.000,00 TL olarak hükmedilen manevi tazminatlar fazladır.
Kabule göre ise;
Mahkemece, ‘Davacı …’ın kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ ne göre hesaplanan 8.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı…’a verilmesine’ şeklinde karar verildiği anlaşılmakla, davacı olarak…’un yazılması yanlış ise de maddi hataya dayalı olan bu yanlışlığın H.M.K’nun 304. maddesi gereğince mahkemece her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu açıkça ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 11/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.