Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/1481 E. 2013/7628 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1481
KARAR NO : 2013/7628
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/01/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1.9.1990 – 30.9.1996 ve 1.1.1997 – 30.3.2002 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığını kabul etmeyen Kurum işleminin iptali ile, tahsis tarihini takip eden aybaşı olan 1.1.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne; Kurum işleminin iptali ile, davacının 1.9.1990 – 30.9.1996 ve 1.1.1997 – 30.3.2002 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve 1.6.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasının tesbitine karar verilmiş ise de; bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile yanlış değerlendirme sonucu gidilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının 1.3.1977 -31.12.1996 tarihleri arasında 341 gün 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışmasının olduğu, 209 gün askerlik borçlanması yaparak karşılığı olan meblağı 12.5.2009 tarihinde ödediği, isteğe bağlı sigortalı olarak hiç kaydı yokken evrak kayıt föylerinde ismi geçmesi nedeniyle hatalı bir şekilde eklenerek 1.9.1990 – 31.3.2002 tarih aralığında isteğe bağlı sigortalı olarak kayıt edildiği, primlerin 17.10.2003 tarihinde toplu olarak tahsil edildiği, hatasını anlayan Kurumun 18.11.2003 tarihinde davacıya hitaben yazdığı yazıda; “davacının ne amaçla verdiği anlaşılamayan bir dilekçesine istinaden isteğe bağlı sigortalı kaydının yapıldığını, ancak ödemelerinin iptal edildiği ve tüm işlemlerin geçersiz sayıldığını” belirttiği, buna rağmen 8.1.1954 doğumlu olan davacının 13.5.2009 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
İhtilaflı dönemde yürürlükte buluan 506 sayılı Kanunun 3395 sayılı Kanun ile 85. maddesinin A bendine göre; “Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edilebilmesi için: a) İsteğe bağlı olarak devam edeceğini belirten bir yazı ile Kuruma müracaatta bulunmak, b) Müracaat tarihinden önce 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmak, c) Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak ve buralardan kendi çalışmalarından dolayı aylık bağlanmamış olmak, d) İsteğe bağlı olarak sigortaya
devam edeceğini belirten müracaatının Kurumca alındığı tarihi takip eden ay başından başlayarak, her yıl için 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemek, şarttır.” Aynı maddenin 4447 sayılı Yasa ile değişik B bendinde; “İsteğe bağlı sigortalılığa devam etmek isteyenler ödeyecekleri isteğe bağlı sigorta primlerini, bu Kanunun 78 inci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında olmak şartıyla kendilerinin belirleyeceği, isteğe bağlı sigorta primlerinin ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar Kuruma ödenmesi gerektiği, ait olduğu ayı takip eden ayın sonuna kadar ödenmeyen primler için bu tarihten başlanarak 80 inci madde hükmüne göre gecikme zammı uygulanacağı,” belirtilmiştir.
Somut olayda; davacının başlangıçta isteğe bağlı sigortalılık için usulüne uygun bir başvurusu olmadığı gibi, düzenli prim ödemesi de yoktur. Kurum tarafından cebri icra yoluyla davacıdan prim tahsili de olmamıştır. Davacının sehven isteğe bağlı sigortalı olarak kaydedilmesinden sonra davacının geriye dönük olarak 17.10.2003 tarihinde toplu olarak ödeme yaptıktan hemen sonra Kurumun hatasını anlayıp davacının isteğe bağlı sigortalılığını iptal ettiği ve davacıya yazı ile durumu bildirdiği görülmüştür.
Davacının, usulüne uygun şekilde giriş bildirgesinin olmaması, düzenli prim ödemesi yapmaması, Kurum tarafından cebri icra yolu ile prim tahsil edilmemesi, Kurumun davacının ödemeyi yapmasından hemen sonra hatasını anlayıp, durumu davacıya yazı ile bildirmesi karşısında Türk Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulama yeri yoktur. Buna göre davacının 1.9.1990 – 30.9.1996 ve 1.1.1997 – 30.3.2002 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunun kabulü şeklindeki mahkeme kararı isabetsiz olmuştur.
Hal böyle olunca, Mahkemece davacının koşulları bulunmayan 1.9.1990 – 30.9.1996 ve 1.1.1997 – 30.3.2002 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılık ile ilgili isteminin reddine karar verilerek bu süreler dikkate alınmadan yaşlılık aylığı koşullarını değerlendirip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; erkek olan davacının, 506 sayılı Kanunun 4759 sayılı Kanun ile değişik geçici 81. maddesi C bendinde belirtilen, 15 yıllık sigortalılık, 55 yaş ve 3600 gün primi ödenmiş gün sayısı şartlarının üçünü birlikte 8.1.2009 tarihinde gerçekleştirdiği, ancak 506 sayılı Kanunun geçici 81. maddesinin C bendinin b-bc alt bendi uyarınca 58 yaşında yaşlılık aylığına hak kazanacağı anlaşılmasına rağmen 1.6.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması şeklindeki Mahkeme kararı da hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.