Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/15348 E. 2012/16716 K. 08.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15348
KARAR NO : 2012/16716
KARAR TARİHİ : 08.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : … vs. Vek. Av. …

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 08/10/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(M) (M)

K A R Ş I O Y

Dava, İşçi …’in geçirdiği iş kazası sonucunda vefat etmesi nedeniyle hak sahibi mirasçılar tarafından davalılar aleyhine açılmış bir manevi tazminat davasıdır.
Yerel Mahkemece, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Karar Yüksek Özel Dairece Onanmıştır.
Aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun hükmün onanması görüşüne katılmıyoruz.
Bir hükmün nasıl oluşturulacağı HMK’nın 297, 298 ve 321 maddelerinde açıkça anlatılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın hükmün kapsamı başlıklı 297.maddesinde:
“(1) Hüküm” Türk Milleti Adına “verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar.
a) Hükmü veren mahkeme ile hakim veya hakimlerin ve zabit katibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların veya davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini
d) Hükmün verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve zabıt katiplerinin imzalarını
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”denilmektedir.
6100 sayılı HMK’nın 298.maddesinde hükmün yazılması hususu düzenlenmiştir.
Maddeye göre:
1) Hüküm, hükmü veren hakim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hakimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3)Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4)Hüküm, hükmü veren hakim veya hakimler ile zabıt katibi tarafından imzalanır.”
6100 sayılı HMK’nun 321.maddesinde de:
“(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder.Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir.Ancak zorunlu hallerde, hakim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir.Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir” hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297, 298 ve 321.maddeleri hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla getirilmiş, kamu düzenine ilişkin hükümler olup, emredici niteliktedir.
Buna göre: gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile duruşmada tefhim edilen hüküm sonucu aynı olmak zorundadır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu aykırılık 10/04/1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına da aykırıdır.
Gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı HMK’nın 298/2.maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Mahkemece hüküm sonucu maddi hata dışında düzeltilemez, değiştirilemez.
Somut olayda, yerel mahkeme kısa kararında”… tarafından açılan manevi tazminatın kısmen kabulü ile 60.000 TL, … tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 40.000 TL, … ve … tarafından açılan manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 12.000 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine” şeklinde hüküm kurulmuş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise” Davacılardan … için 60.000 TL, … için 40.000 TL, … için 12.000 TL, … için 12.000 TL olmak üzere toplam 124.000 TL manevi tazminatın 28/10/2004 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine” şeklinde karar verilmiştir.Böylelikle kısa kararda faiz yer almamasına rağmen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faize yer verilerek, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmuştur.
Mahkemenin tefhim ettiği hüküm sonucunda hükmedilen alacaklara faiz yürütülmemiş, ancak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında faizlere hükmedilmiştir.
Sonuç olarak mahkemenin tefhim ettiği hüküm ile gerekçeli kararın hüküm sonucu faiz açısından birbirinden farklıdır.6100 sayılı HMK’nın 298/2.maddesine göre gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Açıklanan tüm bu nedenlerle 6100 sayılı HMK’nın 297,298/2 ve 321.maddelerine aykırılık teşkil eden yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, anılan yerel mahkeme kararın Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunca onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyoruz.08/10/2012

Muhalif Üye Muhalif Üye
… Dr….