YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15570
KARAR NO : 2013/3291
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava, 03.10.2005 tarihinde iş kazası geçiren sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 27/04/2012 tarihli altında hakim imzası bulunan ilk kısa karar duruşma zaptında : “Maddi tazminat talebinin kısmen kabul ve reddi ile 8945,23 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03/10/2005 kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” yine 27/04/2012 tarihli altında hakim imzası bulunan ikinci kısa karar duruşma zaptında: “Maddi tazminat talebinin kısmen kabul ve reddi ile 33000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, 744,00 TL maddi tazminatın davalı Kınaş A.Ş’den kaza tarihi olan 03/10/2005’ten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine” denilmek suretiyle aynı tarihli iki ayrı çelişkili kısa karar duruşma zaptı bulunduğu görülmektedir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 27.04.2012 günlü oturumda tefhim edilen iki ayrı kısa karar ile, gerekçeli kararın çelişkili olduğu zaptların ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine
25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.