YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16737
KARAR NO : 2013/21966
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıcının 01/09/1976 tarihi olduğunun, 1957 doğumlu … … olarak kayıt edilen kişinin kendisi olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı; davalı Kurum’a … … olarak 506 sayılı Yasa kapsamında tescil edilen kişi ile kendisinin aynı kişi olduğunun tespiti ile hizmet başlangıcının 01.09.1976 olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile bu sonuca varıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01.09.1976 tarihli işe giriş bildirgesinin … … adına düzenlendiği, bildirgede … baba adı ile davacının baba adlarının aynı olduğu, bildirgede doğum tarihinin 1957 olarak geçtiği, davacının doğum tarihinin 1961 olduğu, bildirgedeki kişinin kütük bilgileri belirtilerek Olur Nüfus Müdürlüğü’ne yazı yazıldığı ve cevaben, belirtilen bilgiler ile nüfusta kayıtlı bir kişi olmadığının bildirildiği, davacı tanığı olarak dinlenilen …’un, bildirgede … işyerinin 1976 yılı bordrolarında kayıtlı çalışan olarak göründüğü ve davacının köyde ikamet eden tüm akrabalarının soyadlarının … olduğunu, ancak nüfus idaresi tarafından yapılan hata sonucu davacının soyadının talep olmadan Topuz olarak değiştirildiğini beyan ederek davacının iddialarını doğruladığı anlaşılmaktadır.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı gibi görevlileri de dinlenilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda; davacının ve tanık …’un soyadlarının değiştiğine dair beyanlar gereğince bu husus ilgili nüfus müdürlüklerinden sorulup araştırılmadan, başkaca bordro tanıkları dinlenilmeden, işe giriş bildirgesinde işveren olarak görünen … Atatürk Üniversitesi Hemşire Koleji İnşaatı’ndaki şef, ustabaşı vs gibi kişiler tespit edilip beyanları alınmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.