YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19544
KARAR NO : 2012/20341
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1994 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1994 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1994 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 2. ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Ayrıca Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde de fiilen çalışmadığı veya sigortalılık taşımadığı halde gerçek dışı bildirime dayalı olarak yersiz yapıldığı anlaşılan tescil işlemlerinin iptal olacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverene ait işyerinden davacı adına 01/02/2006 tarihli ilk işe giriş bildirgesi verildiği,tespiti istenen dönem bordrolarında davacının adına rastlanmadığı,aynı zamanda bordro tanığı olan davacı tanıklarının beyanlarından , davacının davalı işverenin oğlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, mahkemece davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının eylemli olduğu gerekçesiyle sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1994 olduğunun tespitine karar verilmişse de tanık beyanlarından davalı işverenin oğlu olduğu iddia edilen davacının ve tespiti istenen dönemde davalı işverenin nüfus kaydının dosyaya getirtilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş tespiti istenen dönemdeki davalı işverenin aile nüfus kayıt tablosu dosyaya getirtilip, işyerinin davacının babasına ait olduğunun belirlenmesi halinde, davalı işverenin davacı çalışmasını zamanında Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyerek sosyal güvenlikten yoksun bırakması hayatın olağan akışına aykırı olacağından davayı reddetmekten ibarettir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; eksik inceleme ve araştırma ile mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/11/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.