Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/19612 E. 2012/20875 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19612
KARAR NO : 2012/20875
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

Davacı, … vekili Avukat … ile davalı … Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat …, … … ve … aralarındaki tespit davası hakkında Bodrum l. Asliye Hukuk İş Mahkemesince verilen 24/05/2010 gün ve 2007/516- 2010/448 sayılı kararın Bozulmasına ilişkin Dairemizin 23/05/2012 gün ve 2010/12065- 12/8942 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

İstek, nitelikçe davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi istemine ilişkindir.
İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Dava, davacının, asgari ücret üzerinden bildirilen çalışmalarının gerçek ücret üzerinden bildirilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı tarafından davalı … … hakkında açılan davanın atiye bırakılmış olması nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ileride dava açmaktan muhtariyetine, davacı tarafından davalı … … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işverene ait işyerinde net aylık ücretinin 05.08.2005 – 30.06.2006 arası 1.650 TL, 01.07.2006- 30.06.2007 arası 1.800 TL, 01.07.2007-22.08.2008 arası 2.500 TL olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; SGKve davalı … …’nın temyizi üzerine, Dairemizin 23.05.2012 tarihli ve 2010/12065 Esas ve 2012/8942 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, ancak davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin dilekçesinde de belirttiği gibi, bozma ilamımızın 2.bendinin tereddüte mahal bırakacak şekilde yazıldığı anlaşılmış ve bu açık maddi hatanın düzeltilmesi gerekmiştir.
Bu durumda Dairemizin 23.05.2012 tarihli ve 2010/12065 Esas ve 2012/8942 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına karar verilerek, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun ve davalı … …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 28.08.2007 tarihine kadar olan çalışmalarına ilişkin ücretinin tespitini talep etmesine karşın mahkemenin HMK 26/1 maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle 22.08.2008 tarihine kadar hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davacı, 01.07.2005-28.08.2007 tarihleri arasında sigorta primine esas kazançlarının gerçek ücretine oranla daha düşük miktar üzerinden bildirildiği gerekçesiyle, davalı işverene ait işyerindeki çalışma süresine ilişkin primlerin gerçek ücreti üzerinden ödenmesi gereğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından davalı … … hakkında açılan davanın atiye bırakılmış olması nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ileride dava açmaktan muhtariyetine, davacı tarafından davalı … … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davacının davalı işverene ait işyerinde net aylık ücretinin, (tanık anlatımları dikkate alınarak) 05.08.2005 – 30.06.2006 arası 1.650 TL, 01.07.2006- 30.06.2007 arası 1.800 TL, 01.07.2007-22.08.2008 arası 2.500 TL olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının 05.08.2005-22.08.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde aşçı olarak çalıştığı döneme ilişkin ücretleri, asgari ücret düzeyinden ve davacının imzasını içerir ücret tediye bordrolarına dayalı olarak ödenmiş olup; sigorta primleri de anılan bordro içerikleriyle uyumlu olarak ödenmiştir.
Davacı, ücretlerin kayıtlara asgari ücret düzeyinden yansıtılmasına karşın, gerçekte asgari ücretin üzerinde gerçekleştiğini belirtmiş, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, aşçı olan davacının asgari ücretle çalışmasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğu ve tanık anlatımları da dikkate alınarak, davacının ücretlerinin yatırıldığı banka hesabı araştırılmadan sonuca varılmıştır.
Mahkemece, banka kayıtları gibi yazılı delillere yansıyan ödemeler araştırılmaksızın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi hükmü de gözetilerek, iddianın kesin delillerle veya ancak davacının açık muvafakati halinde takdiri delillerle kanıtlanabileceği yasal gereği üzerinde durulmaksızın, işyeri kayıtları veya imzalı ücret tediye bordrolarının aksini kanıtlamaya yeter kanıt sunulmaksızın, sonuca varılmış olması doğru olmamıştır. Gerçekten, davacının yaşı ve kıdemindeki bir işçinin asgari ücretle çalışması yaşamın olağan akışına uygun düşmeyeceğinden, davalı işveren … …’nın imzasını havi, “ilgili makama” başlığıyla düzenlenen ve 01.07.2005 tarihinden itibaren çalışan davacının halen 2.500,00.- TL aldığına dair yazı ve tanık anlatımları ile ücret bordrolarında bildirilen asgari ücret arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir. Yapılacak iş, banka kayıtları gibi yazılı delillere yansıyan ödemeler ve ilgili meslek odasından davacının yaşı ve kıdemindeki bir aşçının alacağı emsal ücret de titizlikle yeniden araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
O halde, davalı SGK ve … …’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.