YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20148
KARAR NO : 2013/3912
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün Temlik alan davacı ile davalılardan Yapı Kredi Sigorta A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre temlik alan davacının ve davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu ölen işcinin yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, herbir davacı için 2.500,00 TL manevi tazminatın 19/06/2002 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş.’den alınıp bu davacıların temlik ettiği …’e verilmesine, davacıların diğer taleplerinin reddine, diğer davalılar aleyhine olan davadan feragat nedeniyle reddine, karar vermiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin hükme en yakın tarihteki ilk peşin sermaye değerinin hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre belirlenen tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde bu sürenin iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, 5510 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde ise iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu Sosyal Güvenlik Kurumunca kabul edildiği açık olan olayda temlik eden davacı annenin Kuruma iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için başvurmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davacı anneye Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için müracaatta bulunmak, Kurumca talebinin reddedilmesi halinde SGK Başkanlığına “iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti” davası açması için önel vermek, dava açılması halinde kesinleşen dava sonrasında gelir bağlandığı takdirde hesaplanan ilk peşin sermaye değerini Kurumdan sormak hesaplanan tazminattan rücu edilebilen miktarını indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Ayrıca;
Davalı Yapı Kredi Sigorta şirketince düzenlenen poliçenin manevi zararları kapsamadığı ortadadır. Bu halde davalı Yapı Kredi Sigorta Şirketi’nin manevi zararlardan sorumluluğu bulunmadığı açık olmasına rağmen Mahkemece, davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile, herbir davacı için 2.500,00 TL manevi tazminatın 19/06/2002 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş.’den alınıp bu davacıların temlik ettiği …’e verilmesine, karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde temlik alan davacının ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.