Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20600 E. 2012/22873 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20600
KARAR NO : 2012/22873
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/06/1983 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1983 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının doğum tarihinin talep ettiği tarihte 18 yaşından küçük olması, sigortalılık başlangıcı olarak 18 yaşını bitirdiği tarihten daha önceye gidilmesinin mümkün olmadığı ve davanın yalnızca sigortalı hizmetinin başlangıcının tespitine ilişkin olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 108.maddesinin 1.fıkrasında; ” Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihdir.” hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
Her ne kadar tespiti istenilen tarih 01.04.1982 den sonra olup 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi hükmüne göre 18 yaşın esas alınması gerekir ise de mahkemece işin esasına girilerek davacının fiili çalışmasının olup olmadığı belirlendikten sonra 506 sayılı Yasanın 60/ G maddesi hükmü dikkate alınacak şekilde hüküm kurulması gerekirken davanın tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.