YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22643
KARAR NO : 2012/23408
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, 31/12/1995-10/03/2010 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 01/04/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, konusuz kalan dava hakkında karar vermeye yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının Kurumca iptal edilen 2926 sayılı Yasa kapsamındaki tarım … sigortalılığının yeniden tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması ve bu konuyla ilgili bakiye hakların saklı tutulması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca davacının fazlaya lişkin hakkı olmadığı gerekçesiyle her iki tarafa vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmiştir.
Mahkeme hükmünde nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacının daha önce iptal edilen 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalılığının yargılama sırasında Kurum tarafından yeniden tescil edildiği ve 2012 yılında geriye yönelik olarak davacıya 01/04/2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı tarafından geriye yönelik faiz isteme hakkı saklı tutulduğu halde, hükmün gerekçesinde davacının fazlaya ilişkin hakkının olmadığının belirtilmesi ve bu itibarla da davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.