YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22815
KARAR NO : 2013/23933
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen sigorta prim alacaklarının zaman aşımı nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davalı Kurumca gönderilen ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığından bahisle iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, takip konusu kurum alacağı zamanaşımına uğramadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya gönderilen 2011/15374 sayılı ödeme emri ile 2005/ 7, 8, 11, 12; 2007/12; 2008/1, 2, 3, 6-12; 2009/1-7 aylarına ilişkin prim borcu, 2011/15375 sayılı ödeme emri ile aynı aylara ilişkin işsizlik sigortası borcu, 2011/15376 sayılı ödeme emri ile 2003/12; 2004/1; 2005/1-8, 11, 12; 2007/12; 2008/1, 2, 3; 6-12; 2009/1-7 aylarına ilişkin damga vergisi borcunun takibe koyulduğu, ödeme emirlerinin 09.08.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80. maddesinde Kurum alacaklarının tahsili yönünden 6183 sayılı Yasa kurallarının uygulanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasa maddesinin 5. fıkrasında 29.07.2003 tarih ve 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun gecikme zammına ilişkin 5l. maddesinin dışındaki hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştü. Çünkü aynı Kanunla 506 sayılı Kanunun 80. maddesinin beşinci fıkrasında yapılan aynı değişiklikle gecikme zammının usul ve esasları özel olarak düzenlenmişti. Bu nedenle, kurumun alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi hariç diğer maddeleri uygulanmaktaydı. Bunun sonucu olarak, kurum alacaklarının tahsil zamanaşımı konusunda daha önce istisna tutulmadığı için 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uygulanmaktaydı. Anılan hüküm, “Tahsil Zamanaşımı” başlığı altında “Amme alacağı vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar biçiminde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 5198 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacakları 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına uğramaktaydı. 06.07.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanunun 11 maddesiyle, 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde yapılan değişiklik sonucu Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanmayacağı öngörülmüştür. Bu durumda; Kurumun sigorta primlerinden doğan alacakları eskiden olduğu gibi genel hükümler uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olacaktır. (B.K. md.125) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.09.2006 gün, 2006/21-546-565 ve 20.12.2006 gün, 2006/21-806-814 sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir.
Somut olayda, yasa değişikliğinin olduğu 06.07.2004 tarihinden önceki dönemde tahakkuk eden borçlar yönünden 6183 sayılı Kanunun 102. maddesine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak, 2011/15376 sayılı ödeme emrinde 2003/12.ayı ile 2004/1.ayına ilişkin damga vergisi borcu için 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan, 2003/12.ayı ile 2004/1.ayına ilişkin borçlar yönünden ödeme emrinin iptaline yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.