YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24346
KARAR NO : 2013/24779
KARAR TARİHİ : 24.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 1978-2004 yılları arasında geçen ve 1978 yılından 345 gün, 1979-1994 yılları arasında tam yıl (360’ar gün), 1995 yılından 290 gün, 1996 yılından 233 gün, 1997 yılından 263 gün, 1998 yılından 310 gün, 1999 yılından 360 gün, 2000 yılından 124 gün, 2001 yılından 360 gün, 2002 yılından 360 gün, 2003 yılından 309 gün davalı işyerlerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalıya ait … sicil numaralı işyerinde 11/04/1978-30/04/1978 tarihleri arasındaki, davalıya ait … sicil numaralı işyerinde 01/06/1995-31/10/1995, 15/06/1996-31/12/1996, 01/05/1997-15/06/1997, 15/04/1998-06/06/1998, 15/04/2000-10/12/2000, 10/05/2003-30/06/2003 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, 20681 sicil sayılı işyerinin 15/05/1989-31/12/2004 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, Kurum Müfettişliği tarafında … sicil sayılı işyerinde 08/12/2000 tarihinde yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanakta işyerinde faaliyetin yıllar itibariyle genellikle 15 Nisanda başlayıp Aralık ayının başlarında sona erdiğinin belirtildiği, Bayındırlık Bakanlığı’nın 07/07/1982 tarihli yazısında Tokat ve ilçelerinde 15 Aralık-1 Nisan arasında 105 gün taş ocaklarında çalışmaya ara verildiğinin bildirildiği, davacının 05/06/2002-24/10/2002 tarihleri arasında tutuklu olduğu, bir kısım tanıkların davacının çalışmalarını doğruladıkları ancak diğer tanıkların davacının çalışmalarının kesintili olduğunu ve davacının tarımsal faaliyeti nedeniyle de kesintiye uğradığını beyan ettikleri, tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalıya ait … ve … sicil numaralı işyerlerinin ihtilaf konusu döneme ilişkin dönem bordrolarını getirtmek, bordro tanıklarının adreslerinin araştırılarak beyanlarına başvurmak, bulunamaması halinde SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek ve davacının işe giriş ve çıkış sürelerini net belirlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.