Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/2877 E. 2012/4298 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2877
KARAR NO : 2012/4298
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

Davacılar Medine Aygül vs vek.Av…. ile davalılar … Gemi Mühendislik Elektrik ve İnş San Tic Ltd Şti vek.Av…., Deniz Endüstri AŞ.vek.Av…. Kaya aralarındaki tazminat davası hakkında Kartal 4.İş Mahkemesine verilen 01/12/2010 gün ve 1239/1159 sayılı kararın bozulmasına ilikşin Dairemizin 04/10/2011 gün ve 3279/7540 sayılı ilamına karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili 13.01.2012 tarihli dilekçesi ile Dairemizin 04.10.2011 gün 3279-7540 sayılı bozma kararında davalılar yararına duruşma avukatlık ücretinin tarife hükümlerine aykırı takdir edildiğinden bahisle maddi hatanın giderilmesini istemiştir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895E ve 2002/838K, 2003/21-425E ve 2003/441K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda davalıların duruşmalı olarak yapılan Temyiz incelemesi sonunda yerel mahkeme karının bozulmasına karar verildiği, ne var ki bilgisayar ortamında kararın yazımı sırasında, davalılar yararına duruşma avukatlık ücretinin “825,00-TL” yerine sehven “8.250,00-TL” yazıldığı, Dairemiz kararının ve dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır. Hal böyle olunca da Dairemiz ilamının: davalılar yararına duruşma avukatlık ücreti verilmesine ilişkin bölümünün maddi yanılgıya dayalı olduğu ve düzeltilmesinin gerektiği açık ve seçiktir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan Dairemizin 04.10.2011 gün 2011/32797E ve 2011/7540K sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 18.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece manevi tazminatın takdirinde ve avukatlık ücretinin tayininde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın olay tarihindeki alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacılardan her biri yararına hükmedilen manevi tazminatların çok fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Öte yandan dava tek bir başvurma harcı ile açılmıştır. Hal böyle olunca hüküm altına alınan tazminatların toplamı üzerinden davacılar yararına tek bir avukatlık ücretinin takdiri gerekirken, Avukatlık Asgari ücret Tarifesinin 3-8. maddelerine aykırı biçimde, davacılardan her biri yararına hüküm altına alınan tazminat miktarları üzerinden ayrı avukatlık ücreti takdiri usul ve yasaya aykırıdır. Kabul ve uygulamaya göre de, gerekçesi açıklanmadan hüküm tarihinde geçerli bulunan asgari ücret tarifesini aşar biçimde avukatlık ücreti takdiri isabetsizdir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 825,00-TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 22.03.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.