YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3601
KARAR NO : 2012/8382
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
cı, davalılardan işverene ait işyerinde 06/11/1992 tarihinde 1 ay süreyle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 06.11.1992 tarihinde 1 gün hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 06.11.1992 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeyle varılmıştır.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir.Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Dosya içeriğinden, davacının 06.11.1992 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak kuruma intikal ettirildiği, işyerine ait 1992/3. dönem bordrosunun kuruma verilmediği anlaşılmaktadır
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da emniyet yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı sonucuna göre karar verilmelidir.
Somut olayda; mahkemenin resmi kayıtlara göre bordro tanığı yada komşu iş yeri tanığı olduğu tespit edilmeyen tanık anlatımına göre sonuca gittiği görülmüştür.
İddia edilen dönemde işveren tarafından Kuruma bordro verilmediğinden davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları veya işverenleri tesbit edilerek beyanlarına başvurulması gerektiğinden, işyerinin bulunduğu adrese komşu işyeri araştırması yapılıp, bu işyerlerinde çalışmış kişilerin adresleri …’dan saptanarak tanık olarak dinlenmeleri gerekir.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak işyerinin ihtilaflı dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında veya faal olup olmadığını araştrmak, ilgili … İl Müdürlüğünden gerekirse zabıta marifetiyle bildirge tarihinde davacının çalıştığı işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahiplerinin araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.