Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4061 E. 2012/2897 K. 05.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4061
KARAR NO : 2012/2897
KARAR TARİHİ : 05.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

Davacı, … tarafından iptal edilen hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacı, davalı Kurum tarafından iptal edilen 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık sürelerinin tespit ve tescilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, davacının … Kahveciler Odası Başkanlığı’ndaki kaydının geçerli olup olmadığına ilişkindir. Davalı Kurum, teftiş raporlarına istinaden davacının oda kaydının usulsüz olduğu gerekçesiyle davacının oda kaydına karşılık gelen sigortalılığını iptal etmiş ve vergiye kayıtlı olduğu tarihler doğrultusunda sigortalılık süresini yeniden düzenlemiştir. Davalı Kurumun davacının sigortalılığını iptal gerekçelerinden biri de davacının esnaf ve sanatkarlar siciline 2005 yılında kaydının yapılmış olmasıdır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’ lu olabilme yönünden söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Yasa’nın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını kabul etmiştir. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa, bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde ise esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Anılan düzenleme 4956 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur.
Somut olayda; davacının oda kaydının 15.04.1987 tarihinden itibaren devam ettiği, 15.04.1987 – 31.12.1990, 28.04.1993 – 31.12.1993 tarihleri arasında ve 13.03.2004 tarihinden beri devam eden vergi kaydı bulunduğu ve 26.04.2005 tarihinden beri esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dosyada mevcut Sosyal Güvenlik Kontrol Memuru Raporu’nda davacının … Kahveciler Odası Başkanlığı’ndaki kaydının kurum mevzuatı açısından gerekli nitelikleri taşımadığı belirtilmişse de davacının oda kaydı sabittir, sahteliği ispatlanmamıştır, tescil 15.04.1987 tarihli giriş bildirgesi ile yapılmıştır. Tescil tarihi itibari ile 3165 sayılı Yasa yürürlüktedir ve davacının oda kaydı ile tescili mümkündür. Hukuk Genel Kurulu’nun 23.05.2001 gün, 2001/420-430 sayılı kararına göre daha sonra yapılan yasa değişikliği, oda kaydının geçerli olduğu dönemde yapılan tescil ile ilgili kayıtlar hakkında uygulanmaz. Müktesep haklar korunur. Davacının oda kaydına göre sigortalılığının devam ettiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan bu kabule göre, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda mahkemece re’sen araştırma yapılması gerekeceğinden, davacının yaşlılık aylığı koşullarının araştırılması ve bu hususta karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05/03/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.