Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4419 E. 2012/8046 K. 15.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4419
KARAR NO : 2012/8046
KARAR TARİHİ : 15.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1994 yılında yapılan ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine mübayin olduğu, kısa kararda belirtilen 6111 sayılı Yasa ile ilgili hükmün gerekçeli kararda bulunmadığının ancak kararın tebliği ile öğrenildiği ve süresinde kararın temyiz olunduğu anlaşılmakla davacı yanın temyiz talebinin reddine ilişkin kararın bozularak kaldırılmasına,
2-Dava, davacının 01/08/1994 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım … sigortalısı olduğunun tespiti ve 6111 sayılı Yasadan yararlandırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, duruşmanın 15/09/2011 günlü oturumunda tefhim edilen hüküm sonucu ile “davacının davasının kabulü ile, davacının resen 7946959932 … sicil numarası ile 01/08/1994 tarihinden itibaren resen tescili yapılan davacının 2926 sayılı Yasaya tabi Tarım … sigortalılığının 01/08/1994 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespiti ile, aksine Kurum işlemi olan 10/05/2011 gün ve 9672523 sayılı işlemin iptaline, davacının 6111 sayılı Yasadan faydalanması gerektiğinin tespitine ” karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm sonucu kısmında “davacının davasının kabulü ile, davacının resen 7946959932 … sicil numarası ile 01/08/1994 tarihinden itibaren resen tescili yapılan davacının 2926 sayılı Yasaya tabi Tarım … sigortalılığının 01/08/1994 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespiti ile, aksine Kurum işlemi olan 10/05/2011 gün ve 9672523 sayılı işlemin iptaline” karar verildiği belirtilmiştir. 6111 sayılı Yasa ile ilgili talebi hakkında ise bir hüküm kurulmamıştır.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı HMK’nın 297 (Eski 1086 sayılı HUMK’nun 388.mad.) maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar (hüküm sonucu), esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın hüküm sonucu ve gerekçe bölümünün bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın 10/05/2011 günlü oturumda tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın hüküm bölümünün aykırı olduğu duruşma tutanağı ve gerekçeli kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Öte taraftan, Mahkemece, davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında Tarım … sigortalılığı sürelerinin açıkça gösterilmemesi, hükmün infazında tereddüt meydana getireceğinden HUMK’nun 388. maddesine aykırı bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itiraz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.