YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5928
KARAR NO : 2012/9749
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, çakışan SSK’lı süreler hariç 01/10/1985-30/05/1986 tarihleri arasında Tarım …’lu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe, davacının 01.01.1985 ile 27.06.2006 tarihleri arasında 506 ve 1479 sayılı Yasalara tabi çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece: Davacının 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmasının kısa süreli olduğunun kabulü ile 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalı süresinden dışlanmasının doğru olduğuna, ne var ki 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının 506 sayılı Yasaya göre çalışmanın başladığı 10.09.1985 tarihinden bir gün öncesi 09.09.1985 tarihinde sona erdirilmesi gerekirken 2926 sayılı Yasanın 6/b maddesine aykırı olarak 01.10.1985 tarihinde sona erdirilmesi isabetsiz olduğuna ve davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığı ve süresini belirlenerek, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık kısa süreli ise, 506 ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışlanmak suretiyle dava konusu dönemde 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın geçerli olduğuna karar verilmesi, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık uzun süreli ise bu kez 1479 sayılı Yasa kapsamındaki uzun süreli çalışmanın sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın başlatılması için Kuruma başvurusunun veya teslim ettiği ürün bedelinden tevkifatının ya da doğrudan prim ödemesinin bulunup bulunmadığının giderek yeniden kayıt ve tescil konusundaki iradenin ortaya konulup konulmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine ilişkin Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 506 sayılı Yasa kapsamındaki kısa süreli sigortalılığı dışında 01.01.1985 ile 1479 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığının başlangıç tarihine göre 16.01.2000 ve 17.01.2000 tarihinde başlayan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı ve 31.12.2001 tarihinde sona eren vergi kaydı dikkate alınarak vergi kaydının sona erdiği tarihten sonraki ilk tevkifat tarihine göre 20.05.2003 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin kısa süreli SSK sigortalılığının dışlanarak 01.01.1985 ile 16.01.2000 tarihleri arasında kalan dönem için 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın geçerli olduğuna ilişkin kararı isabetlidir. 17.01.2000 tarihi ve sonrasına yönelik hükme gelince: 506 ve 1479 sayılı Yasalar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması veya aynı yasanın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Mahkemece davacının 17.01.2000 tarihi itibarıyla tescil edilen … sigortalılığının vergide kayıtlı olduğu sürede devam ettiği ve bu sürenin uzun süreli olduğu kabul edilerek, vergi kaydının sona ermesinden sonraki ilk tevkifat tarihi olan 20.05.2003 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının yeniden başlatılması yoluna gidilmiş ise de bu sonuç hatalı olmuştur.
Davacının vergi kaydına göre 17.01.2000 tarihi itibarıyla 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak tescil edildiği ve 31.12.2001 tarihine kadar vergide kayıtlı bulunduğu, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında prim ödemesinin bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık primleri ödenmeyen bu sürede davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanı Ek 19. Maddesi olup anılan yasal düzenlemede “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez…” denilmektedir. Nitekim davalı Kurumun da bu husus dikkate aldığı ve davacının sigortalılığını başlangıcı itibarıyla sona erdirdiği dosya içerisindeki 29.09.2009 tarihli hesap özetinden açıkça anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca davacının 01.01. 1985 tarihinde başlayan Tarım … sigortalılığının kısa süreli SSK’lı çalışma dışında geçerli olduğunun tespitine karar verilmek gerekirken, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığını vergide kayıtlı olduğu sürede geçerli olduğunu kabul eden bilirkişi görüşüne değer verilerek, uzun süreli … sigortasından sonra ilk prim tevkifatına göre Tarım … sigortalılığının yeniden başlatılması hatalı olmuştur.
Kabul ve uygulama açısından da uzun süreli … sigortalılığının son bulmasından sonraki ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı yerine tevkifat tarihinden itibaren Tarım … sigortasının yeniden başlatılması da isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 31/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.