YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6602
KARAR NO : 2013/3407
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda … nedenlerle, 15.000,00.-TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan … vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26/02/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı … adına vekili Avukat …. ile karşı taraf … vekili … geldiler. Başka gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 28.12.2011 tarihinde temyiz eden davalı …. vekiline tebliğ edilmiş, temyiz ise 11.01.2012 tarihinde vukubulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde, 1.6.1990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davalı …’nın temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine ,
2-Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Davacı, 18.03.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu uğradığı % 66 oranındaki maluliyeti nedeniyle 40.000.00-TL manevi tazminat ile ıslah ettiği talebi ile 89.217.07-TL maddi tazminatın olay tarihinde işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan dayanışmalı olarak tahsilini istemiştir.
Mahkemece, maddi tazminatın reddine 15.000.00TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan dayanışmalı olarak alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç aşağıdaki nedenler ile yerinde değildir.
a) Davacının iş kazası sonucu % 66 oranında bakıma muhtaç olarak sürekli iş göremezliğe uğradığı olay da, davalı işverenin % 100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır.
Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmolunan manevi tazminatın az olduğu açıktır.
b) Öte yandan, davacının % 66 oranın da ve bakıma muhtaç şekilde iş göremezliğe uğradığı uyuşmazlık konusu olmayıp mahkemece asgari ücretin bürütü üzerinden bakıcı gideri de hesaplaması gerektiği halde bakıcı gideri tazminatının hesaplanmaması da isabetsiz olmuştur.
C) Hükme esas alınan hesap raporunun da yönteme uygun olmadığı bilirkişinin de aktüerya uzmanı olmadığı açıktır. Gerçekten davacı işkazası sonucu uğramış olduğu zararın giderilmesini istemiştir. Kusurun aidiyeti ve oranı ile maluliyet uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgörmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Öte yandan tazminat miktarı; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu yönü ise söz götürmez. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak iskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak %10 arttırılıp %10 iskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar (aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar (pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Mahkemece esas alınan raporun ise bu yönlerden denetime elverişsiz olduğu açıktır.
Yapılacak iş; davacının bakıma muhtaç şekilde malül olduğu dikkate alınarak aktüerya uzmanı hesap bilirkişisinden yukarıda açıklanan şekilde rapor alıp sonucu gereğince maddi tazminata karar vermek ve manevi tazminatı açıklanan şekilde takdir ile bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan …’ya iadesine, 26/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.