Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/6905 E. 2012/6903 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6905
KARAR NO : 2012/6903
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/10/1985 tarihinden itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 01.10.1985 tarihinden dava tarihi olan 06.06.2011 tarihine kadar Tarım … sigortalısı olduğunun tespiti ve 6111 sayılı Yasa’dan yararlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının 01.08.2004 – 01.04.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden 2926 Sayılı Yasaya tabi zorunlu Tarım … sigortalısı olduğunun kurum tarafından da kabul edildiği anlaşılmakla bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve bu dönem için davacının 6111 Sayılı Yasadan faydalandırılması gerektiğinin tespitine, 01.10.1985 – 01.08.2004 ve 01.04.2006 – 06.06.2011 tarihleri arasındaki döneme ilişkin tarım … tespit talebinin ve 6111 Sayılı Yasadan faydalandırılmasına dönük talebin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298.maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir. Kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tesbit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler. Yargıtay da bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Somut olayda, mahkemece kararın gerekçesinde 01.08.2006 tarihi ile dava tarihi olan 06.06.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının davalı Kurum’da Tarım … sigortalısı olduğu ve kaydının halen devam ettiği anlaşıldığından bu dönemler yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı belirtildiği halde kısa ve gerekçeli kararda 01.08.2004 – 01.04.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden 2926 Sayılı Yasaya tabi zorunlu Tarım … sigortalısı olduğunun Kurum tarafından da kabul edildiği anlaşılmakla bu talep yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığının hüküm altına alındığı görülmektedir. Bu eksik ve çelişkili gerekçe ile hükmün hukuka uygun olup olmadığını denetlemek mümkün olmadığından gerekçe ile karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itiraz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.