Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8004 E. 2013/5099 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8004
KARAR NO : 2013/5099
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda … nedenlerle maddi tazminatın reddine, 50.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan …, …, … vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15/03/2013 Cuma günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Asıl … ile vekilleri Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Diğer davalı … adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan deliller ile hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının iş kazası sonucu beden güç kaybına uğradığı iddasına dayalı maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ibraname ile alınan miktarın dava yoluyla alınabilecek miktara yakın olduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemin reddine manevi tazminatın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafça mahkemeye sunulan ve davacı tarafından itiraz edilmemiş olan 23.02.2001 tarihli “İbra senedi” başlıklı belge ile davacının maddi ve manevi tazminat alacaklarına karşılık 15.000.00 YTL aldığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu belge içeriğinde açıklık bulunmamasına ve davacının da aksi yönde delili olmamasına göre ödemenin maddi ve manevi zararına karşılık eşit olarak yapıldığının kabulü gerekir. Mahkemenin bilirkişi yorum ve görüşüne dayalı olarak yapılan ödemenin 12.000.00-TL sinin maddi tazminat karşılığı olarak yapıldığının kabulü doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; İbraname tutarının yarısının maddi tazminat ödemesi olduğunun kabulü ile ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin; ödeme tarihindeki, gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak; son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davalı tarafın; ödeme yapılan tarihe göre; zararın karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacının maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir.
3-Dava 28.11.2000 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu % 47.20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının, 23.01.2001 tarihli ibraname ile manevi tazminat karşılığında ödeme aldığı ise uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu dorultudadır.Bu nedenle davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de;
A) Mahkemece, duruşmanın 27.10.2011 günlü oturumunda tefhim edilen kısa karar da faiz yönünden karar verilmiş ise de gerekçeli kararda “tazminatların olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsile ” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa zaptın …. günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkca anlaşılmaktadır. Öte yandan konuyla ilgili 10.04.1992 günü ve 1991/7 Esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
B) Dava dayanışmalı sorumluluk esasına göre açılmış olup kararda bu yön belirtilmeksizin sadece davalıdan yazılmak suretiyle hükmün infazını engeller şekilde hüküm kurulmuş olması da kabul şekli ile doğru değildir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın … şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde,tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmaldır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan …, …, … yararına takdir edilen 900.00-TL duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.