YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/817
KARAR NO : 2012/10020
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maluliyet oranının 2/3 olduğunun tespitiyle 04/02/2005 tarihi itibariyle aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybettiğinin tespiti ile 4.2.2005 tarihli tahsis talebine istinaden maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacının 1.12.1995 tarihinden itibaren çalışma gücünün 2/3’ünü kayıp ettiğinin tespitine ve 4.2.2005 tarihli tahsis talebine istinaden, takip eden aybaşı olan 1.3.2005 tarihinden itibaren kendisine malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamından; davacının 4.2.2005 tarihli tahsis talebinin, Kurumca; çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediği gerekçesi ile reddedildiği, itiraz üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen 30.12.2005 tarih, 96/4155 kararda, sigortalının mevcut hastalık ve arızalara göre çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediği ve malul sayılamayacağının belirtildiği, yargılama aşamasında 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan alınan 23.11.2009 tarih, 9916 sayılı kararda; davacının % 70 oranında meslekte çalışma gücünü kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, 29.10.2010 tarih, 11183 sayılı kararda maluliyet başlangıç tarihinin 11.12.1995 olduğunun belirtildiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu arasındaki çelişki giderilmeden, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu karar davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal Dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun “Adli Tıp Genel Kurulunun görevleri” başlıklı 15/f. maddesinde, Adli Tıp Genel Kurulunun, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, davalı Kurum vekilinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu’nun raporuna itirazı da dikkate alınarak, YSK raporu ile Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporu arasındaki açık çelişkinin giderilmesi için, 28.06.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan görüş alınması gerekir.
Yapılacak iş, H.G.K’nun 5.2.2003 gün ve 2003/21-23 esas, 56 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği şekilde, somut olayda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 30.12.2005 tarih, 96/4155 sayılı raporu ile 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.11.2009 tarih, 9916 sayılı raporu arasındaki maluliyet oranına ilişkin çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınacak rapor ile giderilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.