Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8563 E. 2013/15594 K. 10.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8563
KARAR NO : 2013/15594
KARAR TARİHİ : 10.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin zamanaşımına uğraması nedeniyle iptaline, borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradıkları gerekçesi ile iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece 6183 sayılı Kanunun 58. maddesine göre icra takiplerine itirazın ancak dava yoluyla ve ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük süre içerisinde yapılabildiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, bu süreler içerisinde yapılan itirazların hak düşürücü süre yönünden usulden reddi gerektiği, davacı tarafın hakkında başlatılan icra takibinden haberdar olmamasının dosya içeriğine göre mümkün olamayacağı, zira ödeme emrinin bizzat kendisine tebliğ edildiği, tebliğin usulüne uygun olduğu ve yapılan tebliğ üzerine davacının kuruma mal bildirim kâğıdı ibraz ettiği ve hakkında haciz işlemi başlatıldığı, bu nedenle kendisine tebliğ edilen ödeme emrinden ve ödeme emrine konu olan prim borçlarından haberdar olduğu, haciz işleminden sonra kurum tarafından işlem yapılmamasının kesinleşen takibi ortadan kaldırmayacağı, kamu borçları yönünden icra takip dosyasının ortadan kaldırılacağına dair 6183 sayılı Kanunda hüküm bulunmadığı ve davacı tarafın talebinin de icra emrinin zamanaşımı nedeniyle iptaline ilişkin olduğu göz önünde bulundurularak davacı tarafın davasının hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın reddine ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının …Hayvancılık Gıda San. Tic. A.Ş.’de 14.07.1997 tarihinden itibaren 2 yıl süre ile yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak görev yaptığı, bu sürede şirket yönetim kurulu başkanı ve bir başka üye ile birlikte müşterek imza sahibi olarak yetkili olduğu, yetkilisi olduğu şirketin Kuruma olan 1996/12, 1997/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. aylara ilişkin prim borçları nedeni ile Kurumun 1998/105 no’lu dosyası üzerinden takip yapıldığı, düzenlenen ödeme emirlerinin davacıya 11.02.1998 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emrinin tebliğinden sonra 29.02.1998 tarihinde davacının mal beyanında bulunduğu, davalı Kurumun, 07.10.2011 tarihli 18952816 no’lu iadeli taahhütlü evrak ile 1998/105 no’lu dosyada prim borcu olduğunu belirterek davacıdan prim borcunun ödenmesini talep ettiği, bu evrakın 21.10.2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 27.10.2011 tarihinde dava açtığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, söz konusu aylara ait borçların 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi gereğince zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
3917 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. 6183 sayılı Kanunun 103. maddesinde ise zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 102. maddesinde ise zamanaşımı süresi 5 yıl olarak düzenlenmiştir. Buna göre davacının yetkilisi olduğu şirketin Kuruma olan 1996/12, 1997/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. aylara ilişkin prim borçları bakımından davacının 29.02.1998 tarihinde mal beyanında bulunması ile zamanaşımı kesilmiş ve zamanaşımı bu tarihten sonra takip eden takvim yılı başı olan Ocak 1999’dan itibaren yeniden işlemeye başlamıştır. Her borç muaccel olduğu tarihteki zamanaşımı hükümlerine tabi olduğundan 6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesi gereğince zamanaşımı dolmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutularak davanın kabulüne karar vermek gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma nedenine göre davalı Kurumun temyiz itirazları incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.