Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8967 E. 2013/16055 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8967
KARAR NO : 2013/16055
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 21/09/1967 – 31/12/1986 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 21.09.1967-31.12.1986 tarihleri arasında davalı iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.1968 – 31.12.1968 tarihleri arasında vekil imam olarak asgari ücretle 360 gün çalıştığının, 272 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01/01/1968 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığının Kuruma bildirildiği, davalının 1968/2.dönem bordrosunda davacının 22 günlük, 1968/3. dönem bordrosunda ise 66günlük çalışmasının bulunduğu; ancak dosyada davacının hizmet döküm cetveline rastlanmadığı, davacının 633.35 sicil numaralı … Linyit San.Aş.’deki çalışmalarından bahsedildiği, fakat bu çalışmanın hangi tarih aralığında olduğunun araştırılmadığı, yine talep tarih aralığında muhtarlık ve azalık yapan kimselerin bir kısmının tanık olarak dinlendiği, beyanlarından davacının askerlik süresi haricinde 68-86 tarih aralığında çalıştığının beyan edildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının hangi tarihler arasında askerlik yaptığını ilgili Askerlik Şubesinden sorarak, davacıya ait hizmet cetvelinin Kurumdan getirtilerek başkaca çalışmalarının olup olmadığı araştırılarak, özellikle başka işyerinde geçen çalışmaların bulunması halinde tespiti istenilen süreler için hakdüşürücü süreyi değerlendirmek, davacının 633.35 sicil numaralı … Linyit San.Aş.’de çalışıp çalışmadığını, çalışmış ise hangi tarih aralığında çalıştığını araştırmak, nizalı dönemde çalışıp da ifadesine başvurulmayan başkaca azaların ve muhtarların beyanlarına başvurmak suretiyle çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.