YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10753
KARAR NO : 2013/18935
KARAR TARİHİ : 22.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : … Vs. Vek .Av. …
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi, davacılar vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22/10/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü, davacılar … Vs. vekili Avukat … geldi.Karşı taraf adına gelen olmadı.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava 21.01.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ölümle sonuçlanan kazanın % 100 oranında davacılar murisinden kaynaklandığına ilişkin kusur bilirkişi raporuna değer verilerek davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekilince temyiz edilmiştir
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalıya ait çiftlikte bekçi olarak çalıştığı, 21.01.2008 günü çiftliğe enerji veren direkteki arızayı gidermeye çalışırken gerilime maruz kalarak, direkten düşerek, … çarpması ve yüksekten düşmeye bağlı olarak öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Hükme esas alınan 02.10.2012 tarihli bilirkişi raporunda, ölüm olayının kazalının % 100 oranındaki kusurlu hareketi sonucu meydana geldiği bildirilmiştir.
Olayla ilgili olarak ceza yargılamasında, Sanık … az kusurlu kazalının ise çok kusurlu bulunduğu kusur bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle sanığın mahkumiyetine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karara yapılan itirazın reddolunması ile dava sonuçlanmıştır.
BK’nun 53.maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulanmasına göre, hukuk hakimi: kusur ve derecesinin belirlenmesi bakımından ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile ilke olarak bağlı değilse de ceza mahkemesinden verilen sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleri ile bağlı olduğu açıktır. 6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır.
Kaldı ki gerek iş müfettişi ve gerekse 20.10.2011 tarihli kusur bilirkişi raporu ve 02.10.2012 tarihli rapordaki azınlık görüşünde davalıya da kusur verilmiş olup, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporları ortaya çıkan çelişkiyi giderici mahiyette değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle ceza yargılamasında tespit edilen maddi vakıaları dikkate almayan kusur bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davacı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.