YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1123
KARAR NO : 2013/15564
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisi, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 31.073,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve davalılardan … vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/09/2013 Pazartesi günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … vekili Avukat … geldi. Karşı taraf ile diğer davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle yakınlarının maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı annenin maddi tazminat isteminin Kurumca bağlanan gelirlerle karşılandığından reddine, davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulü ile 31.073,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisi … ’ün, davalı …’a ait ve davalı …’ın yetkilisi olduğu dava dışı … İnş. Ltd. Şti.’nin yapımını üstlendiği özel bina inşaatında çalıştığı ve kalacak yeri olmadığı için çalışma saatleri dışında dava dışı işçi … ile inşaat alanındaki barakada kaldıkları, 24.02.2005 tarihinde mesai bittikten sonra birlikte alkol alarak bilinmeyen bir nedenle tartışmaları ve dava dışı …’in sert bir cisim ile murisin vücudunun muhtelif yerlerinde vurması sonucu vefat ettiği, olayın SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, hükme esas alınan 25.02.2011 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı …’ın asıl işveren, davalı …’ın alt işveren ve davalı …’nun alt işverenin ortağı sıfatıyla müteselsilen % 25 oranında, dava dışı işçi …’in % 75 oranında kusurlu bulunduklarının belirtildiği, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/424 esas 2009/386 karar sayılı dosyasında dava dışı işçi …’in sanık sıfatıyla yargılandığı ve kasten ölüme neden olma suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 01.06.2011 tarihli hükmü ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş akdinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
Öte yandan, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55.maddesinde(Türk Borçlar Kanunu 66. maddesi) adam çalıştıranın sorumluluğu düzenlenmiştir. İstihdam edenin sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olmadığı, istihdam edenin çalıştırdığı kişinin zarar doğurucu eylemlerinden sorumlu olacağı ortadadır. Gerçekten; 27.3.1957 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru koşul değildir. Buradaki sorumluluk “Özen ve gözetim ödevinin” objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan “Kusura” dayanmayan bir sorumluluktur.
Gerçekten 27.3.1957 gün, 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru koşul değildir. Buradaki sorumluluk “özen ve gözetim ödevinin” objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan “kusura” dayanmayan bir sorumluluktur. Zararın hizmet sırasında çalıştırılanın eylemi sonucunda meydana gelmesi yeterlidir. Ne var ki istihdam edenin sorumluluğu için, istihdam edenle istihdam olunan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunması, zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması, eylemin hukuka aykırı olması ve eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur.
Ayrıca Borçlar Kanununun 53. maddesine göre hukuk hakimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.Ancak Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul, hukuk hakimini de bağlar.
Somut olayda; hükme esas alınan 25.02.2011 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalı …’ın asıl işveren, davalı …’ın alt işveren ve davalı …’nun alt işverenin ortağı sıfatıyla barakada kalan işçilerin güvenliklerinin sağlanması yönünden gerekli özeni göstermedikleri ve işçilerin rahatını sağlayacak önlemleri almadıkları gerekçesi ile müteselsilen % 25 oranında kusurlu bulundukları belirtildiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, kesinleşen ceza dosyasında maddi vakıanın müteveffa işçi ile dava dışı …’in mesai bittikten sonra birlikte alkol alarak bilinmeyen bir nedenle tartışmaları ve …’in sert bir cisim ile murisin vücudunun muhtelif yerlerine vurması sonucu meydana geldiğinin kabul edildiği, bu nedenle dava konusu iş kazasının dava dışı işçinin kasıtlı eylemi ile gerçekleştiği ve işverenlere yüklenecek kusur bulunmadığı gibi illiyet bağının da kesilmiş olduğu, öte yandan dava dışı …’in kasıtlı eylemi nedeniyle Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi gereğince istihdam eden sıfatıyla davalı işverenlerin alabileceği bir önlem de olmadığından, davalıların sorumluluğundan bahsedilemeyeceği için (HGK 05.12.1962 tarih ve 1962/4 esas 1962/134 sayılı kararı), davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan … yararına takdir edilen 990.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine,
09/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.