Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/12198 E. 2013/20912 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12198
KARAR NO : 2013/20912
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ile davalı vekillerince duruşmasız ve İhbar Olunanlar Mapa İnş. Tic. A.Ş., Cengiz İnş.San. Tic. A.Ş., China Major Bridge Engineer Co Ltd., … İnş. San. Tic. A.Ş. vekillerincede duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Davacılar vekilinin temyizi bakımından yapılan incelemede; 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8.maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 19.03.2013 tarihinde davacılar vekiline tefhim edilmiş, temyiz ise 29.05.2013 tarihinde katılım yolu gerçekleşmiştir. Bu durumda, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununda katılma yoluyla temyize ilişkin bir hükümde bulunmadığına göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.
O halde 01.06.1990 gün ve 1898/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davacıların temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi gerekmiştir.
2-İhbar olunanlar vekilinin temyizi bakımından yapılan incelemede; dava kendisine ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı sadece davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı temyiz etme hakkı yoktur. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan dava ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün ancak kendisiyle ilgili bölümünü temyiz edebilir. İşbu davada ise ihbar olunanlar aleyhine bir hüküm kurulmadığından temyiz hakları da bulunmamakta olup ihbar olunanların temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
3-Davalı şirket vekilinin temyizi bakımından yapılan incelemede; Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava,05.06.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahibi eş ve dört çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş için 64.000,00TL maddi-75.000,00TLmanevi, davacı çocuklar için ise ayrı ayrı 60.000,00’er TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 05.06.2010 tarihindeki zararlandırıcı sigorta olayının Kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, kazanın oluşumunda %75 oranında dava dışı servis sürüçüsü Alparlan Uçar’ın, %25 oranında ise davalı işveren ile onun diğer ortaklarının kusurlu olduğu ve hükme esas alınan hesap raporunda bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda, olay tarihine, tarafların kusur dağılımına ve sosyal ekonomik durumlarına göre davacı eş ve çocuklar yararına hükmedilen manevi tazminatlar ayrı ayrı fazladır.
O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin temyizinin süre aşımı nedeniyle reddine, 2-İhbar olunanların temyiz hakları bulunmamakla temyiz itirazlarının reddine, 3-Davlı şirket vekilinin temyizi bakımından ise hükmün BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.