Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/15804 E. 2013/18952 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15804
KARAR NO : 2013/18952
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :1-…

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece kısa karar da “1- İş bu davanın kısmen kabulü ile; a) 1000,00TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b) Davacı vekilinin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile maluliyet durumu kusur durumu gibi kriterler nazara alınarak takdiren 8325,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan tarihi 15.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” denilmek suretiyle hüküm oluşturulduğu halde gerekçeli kararda “1- İş bu davanın kısmen kabulü ile;
a) 1000,00TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ile dahili davalıdan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b) Davacı vekilinin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile maluliyet durumu, kusur durumu gibi kriterler nazara alınarak takdiren 8325,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.08.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ile dahili davalıdan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 27.04.2011 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile, gerekçeli kararın çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı …’ün bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı …’e iadesine
22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.