Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/17189 E. 2013/24814 K. 25.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17189
KARAR NO : 2013/24814
KARAR TARİHİ : 25.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 12.03.2004 tarihinde iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
A- Mahkemece, davacı … yönünden; 104.885,23 TL maddi tazminatın, 50.000 TL manevi tazminatın, davacı … yönünden 39.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacı …’in maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde, müteveffa işçinin % 30, davalıların % 70 oranında kusurlu bulundukları, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda 1. seçenek olarak dava dilekçesi, tanık beyanları ve Türk Metal Sendikasının bildirdiği emsal ücret (asgari ücretin 1.73 katı) esas alınarak ve 2. seçenek olarak da SGK ve işyeri kayıtları, imzalı ücret bordrolarına göre asgari ücret esas alınarak seçenekli maddi zarar hesabı yapıldığı, Mahkemece yapılan hesaplama sonucunda 1. seçenekte tespit edilen zarar miktarlarının hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi tazminat davalarında davacıların zararı sigortalının gerçek net ücreti üzerenden yapılacak bilirkişi hesabı ile belirlenir. Maddi tazminat davalarına doğrudan etkisi dikkate alındığında ücretin belirlenmesi bir ön sorundur.İşverenin ödediği ücrete dair usulünce düzenlenmiş ücret bordroları var ve bu bordrolardan işçinin niteliğine, tecrübesine göre uygun bir ücretin kendisine ödendiği anlaşılıyor ise bu bordroya dayalı olarak hesaplama yapmak gerekir.
Somut olayda; müteveffa işçinin 01.01.2004 tarihinde işe girdiği, imzalı ücret bordroları ile müfettiş raporunda belirtilen ücret esas alındığında bu ücretin hayatın olağan akışına uygun olduğu gözönüne alınarak, müfettiş tutanaklarının aksini gösterecek yazılı belge olmadığı gibi işçinin yaşı ve kıdemi de müfettiş raporundaki ücreti teyit ettiği anlaşılmakla bu ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken dosyaya uygun olmayan ücretin esas alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması bozmayı gerektirmiştir.
Yapılacak iş, davacılar murisi sigortalının ücret bordroları ile bilinen ücreti üzerinden yeniden hesap raporu almak ve tüm delilleri bir arada değerlendirip maddi tazminat davası bakımından bir karar vermekten ibarettir.
B- Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatlar bir miktar fazladır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 25/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.