Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/21826 E. 2013/24831 K. 26.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21826
KARAR NO : 2013/24831
KARAR TARİHİ : 26.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yurtadışında çalışmaya başladığı tarihinin Türkiye içinde sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine, borçlanma talebinin geçerli olduğunun ve borçlanma sürelerinin 5510 sayılı yasanın 4/1-a kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı Kurumun ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 10.11.1986 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti ve Kurumun 24.01.2013 tarihli işleminin iptali ile davacının yurt dışında Türk vatandaşı olarak geçen süreyi borçlanma talep tarihinde Türk vatandaşı olma koşulu aranmaksızın 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının yurtdışında işe başlama tarihi olan 10/11/1986 tarihinin ilk işe giriş tarihi olarak tespitine ve davacının yurtdışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitine, davacının Türkiye’ de sigortalılığı bulunmadığından 5510 sayılı Yasa’ nın 4/a kapsamında kabul edilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, 24.09.1969 doğumlu davacının 10.11.1986 tarihinden itibaren Almanya’da fiili çalışması bulunmakta ise de 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesine göre davacının ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 24.09.1987 tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (1.) bendinde yer alan ” 10/11/1986 ” tarihinin silinerek yerine ” 24.09.1987 ” tarihinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 26.12.2013 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.