YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21850
KARAR NO : 2013/24587
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, tasarruf teşvik fonu ve nema alacağının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, tasarruf teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın davalı … Belediye Başkanlığı yönünden reddine; davalı Kurum yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Açılan dava ile; Kamu kurumu niteliğinde olan davalılara husumet yöneltilerek kurumu belli doğrultuda tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nema alacağının ödenmesine ilişkin idari işlem tesis etmeye zorlayıcı hüküm kurulması amaçlandığına göre; talebin idari nitelik taşıdığı açıktır.
Ayrıca tasarruf kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapıldığı, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olduğu gözetildiğinde ve tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle, idareye karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, idari yargı yerinin görevli olduğuna dair Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 06.12.2010 tarih ve 2010/186-256 E-K sayılı kararı da dikkate alındığında bu tür bir uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.01.2013 tarihli 2012/22-1657 Esas ve 2013/1 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Şu durumda davalılar Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve … Belediye Başkanlığı hakkındaki dava, 2577 sayılı yasanın 2. maddesi ve uyarınca adli yargının görevi dışında kalmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b maddesinde yargı yolunun caiz olmaması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Eğer davada, yargı yolu caiz değilse; “Davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine” karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla işin esasına girilmesi hatalıdır.
O halde davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.