YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2526
KARAR NO : 2013/10864
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacı ve davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe; meslek hastalığına bağlı olarak %16,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 48,978,00TL maddi,1.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamından,davacının %16,2 oranında meslek hastalığına bağlı maluliyetinin bulunduğu, hükme esas alınan ve oluşa uygun bulunan 27.03.2012 tarihli kusur raporunda meslek hastalığının oluşumunda %17,78 oranında kaçınılmazlık faktörünün,%14,274 oranında … usta işyerinin, %14,274 oranında … usta işyenrinin,%8,922 oranında … Dekor atötyesinin ve %44,75 oranında da davalılar kusurunun bulunduğunun açıklandığı,12.12.2012 tarihli hesap raporunda kaçınılmazlık payı ilavesi ile %50,56 oranındaki davalılar kusuru ile davacıya yapılan Kurum tahsisinin ilk peşin sermaye değerinin çarpılması suretiyle bulunan miktarın hesaplanan tazminattan düşülerek netice zararın hesaplandığı, davacı tarafından 30.04.2004 ve 05.09.2005 tarihlerinde iki kez maddi tazminata ilişkin ıslah dilekcesi verildiği, bu ıslah dilekçelerinden sonraki tarihli olan 05.09.2005 tarihli dilekçe ile talebin daraltılarak maddi tazminat isteminin 40.938,59 TL ye indirildiği anlaşılmıştır.
1.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafık kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”.Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Bunun yanında zararlandırıcı olaya maruz kalan sigortalının maddi zararının hesaplanmasında, gerçek ücretinin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Ayrıca 6100 Sayılı HMK’nın 26.maddesi kapsamında mahkemeler taleple bağlılık kuralına göre tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler.
Bu açıklamalardan olarak öncelikle somut olayda davacı sigortalıda meydana gelen meslek hastalığının oluşumunda %17,78 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili bulunup maluliyetin oluşumunda davacının bu kaçınılmazlık payı hariçinde herhangi bir kusurunun tespit olunmamasına ve kaçınılmazlık durumunda da Kurum tahsislerinin tazminattan tenzil edilmemesinin gerekmesine göre Kurumun 640,71TL’lik tahsisinin %44,75 oranındaki davalılar kusuruna denk gelen miktarı yerine kaçınılmazlık payı ile birlikte %50,56 oranındaki davalılar kusuru dikkate alınarak daha fazlasının hesaplanan tazminattan düşülmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca davacı 05.09.2005 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini daraltmış ve 40.983,59TL maddi tazminat talebi olduğunu belirtmiştir.Bu kapsamda HMK’nın 26 maddesindene aykırı olarak talebinin aşılması neticesini doğuracak biçinde 48.978,00TL maddi tazminata karar verilmesi de doğru değildir.
Bunun yanında yukarıda da açıklandığı üzere maddi tazminatın hesaplanmasında asıl olan asgari üçretin altında olmamak üzere davacının gerçek üçreti üzerinden hesaplama yapılmasıdır. Somut olayda ise davacının yaptığı işe göre ayrıntılı ücret araştırması yapılmadığı, sadece kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamayan işcilik alacaklarına ilişkin davadaki veriler dikkate alınarak ve asgari ücretin yaklaşık 4,61 katı kadar ücrete göre maddi zararın hesaplandığı anlaşılmış olup bu noktada eksik araştırma ile neticeye gidilmeside ayrıca hatalı olmuştur.
Yapılması gereken iş öncelikle,davacının yaptığı işe göre ilgili meslek odası var ise(cam işcileri odası v.s.) emsal ücretini buralardan davacının yaşı, mesleki kıdemi, eğitim durumu da belirtmek suretiyle daha kapsamlı olarak araştırmak, yine aynı işte ve aynı pozisyonda çalışan başkaca kişiler var ise bu kişileri dinlemek ve yine işçilik alaçaklarına dair dosyanın kesinleşme durumunu araştırıp böylelikle ücrete dair tüm delilleri bir arada değerlendirilerek davacının hükme esas alınabilecek gerçek üçretini tespit etmek,hesapma sırasında da kaçınılmazlık faktörüne denk gelen kusur kısmını Kurum tahsisleri tenzilinde dikkate almayarak davacının maddi tazminat talebinin 40.983,00TL olduğunu da gözeterek neticeye varmaktan ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.