Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/4203 E. 2013/6616 K. 03.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4203
KARAR NO : 2013/6616
KARAR TARİHİ : 03.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kesinleşen mahkeme kararı ile alamadığı aylıkların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, ilamsız icra takibine rağmen tahsil edilemeyen 2.117,78 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesine göre “hukuki yarar” dava şartı olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır.
Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, Ramazan; aktaran: Hanağası, Emel: Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
Hukuk Genel Kurulu’nun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis).
Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
Somut olayda, Antalya 1.İş Mahkemesinin 28.12.2010 tarih ve 2009/34 E., 2010/476 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının 20.04.1982-31.12.1994, 04.03.1999-22.10.1999 tarihleri arasında Kurum sigortalısı olduğunun, 720 gün askerlik hizmeti ve 26 günlük hizmeti ile birlikte toplam sigortalılık süresinin 15 yıl 4 ay 17 gün olduğunun tespitine, davacının 01.11.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacıya ödenen emekli maaşlarının faizi ile birlikte geri istenmesine
ilişkin kurum işleminin iptaline, davacının bu nedenle kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın 10.Hukuk Dairesinin 03.11.2011 tarihli kararı ile onandığı, davacının bu kararın kesinleşmesinden sonra Antalya 15. İcra Müdürlüğü’nün 2012/20539 Esas sayılı dosyası ile 18/05/2012 tarihinde müvekkilinden tahsil edilen 4.561,00 TL asıl alacak ve 2560,78 TL yasal faizi ile birlikte 7121,78 TL yi ilişkin ilamsız icra takibi başlattığı, Kurumun süresinde itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği, davacı vekilinin icra dosyasına dilekçe sunarak 5064,52 TL lik kısmi ödeme nedeniyle kalan kısım için takibin devamını istediği anlaşılmaktadır.
İlamsız icra takibinin Kurumun süresinde itiraz etmemesi nedeniyle takip hukuku yönünden kesinleşmesi takibe konu alacağın dava yoluyla istenmesine engel değildir. İcra hukuku yönünden kesinleşme borcun maddi hukuk yönünden de kesinleştiği anlamına gelmez. Alacaklının alacağını ilama bağlaması her zaman lehine olup bu yöndeki davanın açılmasına engel olan herhangi bir Yasa hükmü de bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davanın eldeki alacak davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile dava şartı olan hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.